Ankara’da Siyasi Deprem: 38. Kurultay İptal mi?
Siyasetin mutfağında kazanlar kaynamıyor, resmen patlıyor. Ankara kulisleri bugün sabahın erken saatlerinden itibaren bomba bir haberle çalkalanıyor. CHP’de taşları sadece yerinden oynatmakla kalmayacak, mevcut yönetimi bütünüyle taca atacak o malum ‘mutlak butlan’ kararı nihayet çıktı. Mahkeme öyle bir hüküm verdi ki, 38. Olağan Kurultay öncesindeki tüm hukuki statüye geri dönüldü. Bu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bıraktığı yerden koltuğa dönmesi demek ama mesele sadece bir koltuk kavgası değil.
Hukuk lügatindeki o ağır ‘mutlak butlan’ ifadesi, aslında yapılan her şeyin baştan ölü doğduğunu söylüyor. Yani bugün ‘Genel Başkan’ sıfatıyla dolaşan Özgür Özel ve İBB imkanlarını partiyi dizayn etmek için kullandığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu cephesi için yolun sonu göründü. Mahkemenin bu kararıyla birlikte, o çok tartışılan ‘şaibeli kurultay’ ve sonrasındaki üç yıllık yönetim süreci hukuk nezdinde ‘yok hükmünde’ sayılıyor. Bu karar, tıpkı geçmişteki büyük siyasi davalar gibi yıllarca tartışılacak bir emsal niteliğinde.
Kılıçdaroğlu’nun ‘Ahlak’ Çıkışı ve Sofradaki Yangın
Bir gıda yazarı olarak her zaman söylerim; soframıza gelen ekmeğin fiyatını sadece kur ya da kuraklık belirlemez, siyasetin kirliliği de o ekmeği zehirler. Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı o sert ‘ahlak kavgası’ açıklaması, aslında bugünkü mahkeme kararının siyasi manifestosu gibiydi. Kılıçdaroğlu, ‘Kirlenen siyaset, gözünü milletin ekmeğine diker’ derken tam da bu kumpas trafiğine işaret ediyordu. İBB eksenli kurulan o devasa rant çarkı, Manavgat’taki baklava kutularından sızan kirli ilişkiler ve Uşak’ta dönen dolaplar artık mızrağın çuvala sığmadığını gösteriyor.
Halk sağlığı sadece yediğimiz yemekle ilgili değildir; toplumun ahlak sağlığı da siyasetin temiz kalmasına bağlıdır. CHP Genel Merkezi’ne aktığı iddia edilen o milyon eurolar, rüşvet ve irtikap iddiaları sadece bir partinin iç meselesi değil, doğrudan vatandaşın cebinden çalınan geleceğin hesabıdır. Şimdi mahkeme, bu şaibeli yapının üzerine ‘mutlak butlan’ mührünü vurarak aslında bir temizlik operasyonunun önünü açmış oldu.
Özgür Özel ve Ekibini Bekleyen Acı Reçete
Peki, şimdi ne olacak? Özgür Özel ve ekibi, ellerindeki gücü bırakmamak için 19 Mart’taki gibi sokakları hareketlendirmeye, Genel Merkez önünde barikat kurmaya yeltenebilirler. Ancak ne CHP tabanında ne de sokağın gerçeğinde bu marjinal yaklaşımların artık karşılığı yok. İnsanlar evine götüreceği ekmeğin derdindeyken, adı ‘yolsuzluk’ ve ‘parayla delege satın alma’ iddialarıyla anılan bir yapının peşinden gitmeyecek kadar feraset sahibi.
Kulislerde konuşulan bir diğer seçenek ise Özgür Özel’in daha önce çıtlattığı ‘yedek parti’ formülü. Ancak siyasi hafıza bize gösteriyor ki, CHP çatısı altındayken ‘operasyon’ yaparak güç kazananlar, o çatının dışına çıktıklarında üzerlerindeki yolsuzluk bagajlarıyla asla dikiş tutturamıyorlar. CHP markasını kullanarak algı yönetmek kolaydı ama şimdi o ağır yükle tek başlarına kalacaklar. Kılıçdaroğlu’nun ‘arınma’ çağrısı, bu asırlık çınarın siyaset sahnesinden silinmemesi için belki de son çıkış kapısıdır. Aksi halde, 100 yıllık bir devin sonu rüşvet ve rant tartışmalarıyla noktalanacak ki, bu sadece bir partinin değil, Türk demokrasisinin de ağır kaybı olur.