Ankara Kulisi Hareketli: Kılıçdaroğlu’nun Dönüşü Dengeleri Bozdu
Ankara kulisleri hiç bu kadar sıcak olmamıştı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset sahnesine yeniden sarsıcı bir hamleyle dönmesi, parti içindeki tüm dengeleri darmadağın etti. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin ilk günden itibaren içine düştüğü panik, siyaset meraklılarının gözünden kaçmadı. Özel’in hemen kendini grup başkanı ilan etmesi, apar topar kurultay çağrıları yapması, aslında arkadaki büyük korkunun birer yansıması. Sular durulduğunda, o çok konuşulan yolsuzluk iddiaları, belediyelerdeki rüşvet sarmalları ve şaibeli ilişkiler tek tek ortaya dökülecek. Bu bir başlangıç ve sarsıntı giderek büyüyecek.
Tarihi İtiraf: Yıllarca Gizlenen Gerçekler
Kılıçdaroğlu’nun o çok tartışılan tarihi konuşmasında değindiği en önemli nokta, Türkiye’yi ve sivil siyaseti açıkça tehdit eden dış odaklar oldu. Kılıçdaroğlu, yıllarca Batı’nın dayattığı sınırları aşamayan CHP’de köklü bir zihniyet devrimi başlatmak istedi. Kendisini de işin içine katarak yaptığı o itiraf, Türk siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir yüzleşmeydi: ‘Ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür dilerim.’ Bu sözler, sadece bir özür değil, aynı zamanda partiyi kuşatan karanlık yapının resmi olarak kabul edilmesidir.
2010’dan Bugüne Kaset Kumpasları ve Gizli Görüşmeler
Bu kirli ilişkiler ağı elbette yeni kurulmadı. Temelleri geçmişe dayanan bu süreç, 2010 yılında bizzat Deniz Baykal’a kurulan kaset kumpasıyla yeni bir aşamaya evrilmişti. Kılıçdaroğlu’nun ABD seyahatleri, 17-25 Aralık yargı darbesi sürecinde sergilenen tavırlar ve örgüte açılan krediler hafızalardaki yerini koruyor. 2012 yılında en sert CHP’lilerin bile bu yapıyla yan yana gelmesi, o dönem yazdığımız uyarıların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Kimse masum değil ve hiç kimse sesini çıkarmadı. Tek amaç, küresel ortaklarla birlikte meşru iktidarı devirmekti.
Kayıp 8 Saatin Gizemi ve Çözülme
Sürecin en kritik kırılma noktası ise 2023 seçimleri öncesinde yaşandı. Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisi sırasında gazetecileri atlatarak ortadan kaybolduğu o meşhur 8 saat, aslında her şeyin bittiği andı. Kulislere sızan bilgilere göre o saatlerde yapılan pazarlıklar, Kılıçdaroğlu’nun siyasi ömrünü tüketirken, malum odakların rotayı İmamoğlu’na çevirmesine neden oldu. Bugün gelinen noktada Kılıçdaroğlu, bildiği her şeyi açıklamak zorundadır. Bu kavga parti içi bir hesaplaşmadan çok daha fazlasıdır; Batı vesayetine karşı milli bir cephe açma mücadelesidir. Bu mücadele sürdükçe Türkiye siyaseti temizlenecek ve ithal siyaset tarzı tarihe karışacaktır.
Kaynak: Sabah