Şehrin Gürültüsünden Mutfağın Huzuruna Kaçış
Ah, şu şehrin bitmek bilmeyen gürültüsü, sabahın köründe başlayan korna sesleri ve o ruhsuz beton yığınları… Bazen diyorum ki, kendimizi mutfağa atıp unun o yumuşacık dokusuna, mayanın o hayat dolu kokusuna bırakmak en büyük terapi. Hele o fırından yayılan mahlep kokusu yok mu? İşte o an tüm trafik çilesi, belediye meclisindeki bitmek bilmeyen o kısır tartışmalar ve çarpık imar planlarının yarattığı o kasvetli hava bir anda dağılıp gidiyor. Bugün sizinle, hani o ‘misafirim gelecek ne yapacağım?’ telaşını kökten bitirecek, dondurucudan çıktığı an ilk günkü tazeliğini koruyan, damağınızda bayram havası estirecek sırlarımı paylaşıyorum. Hazırsanız unlar elensin, mutfaklar şenlensin!
Pamuk Gibi Yumuşacık: Ekşi Mayalı Bazlama Sırrı
Şehrin kalabalığında o eski fırınların kokusunu arayanlar için bazlama vazgeçilmez bir sığınaktır. 500 gram elenmiş unun ortasını bir havuz gibi açın; içine tuzu, şekeri ve o asıl karakteri veren ekşi mayalı ekmek harcını ekleyin. Ilık suyun yardımıyla, hani o bebek yanağı yumuşaklığında deriz ya, tam da öyle bir hamur elde edene kadar yoğurun. Bir saatlik o sabırlı bekleyiş, hamurun kendi içinde bir mucizeye dönüşmesini sağlar. Mayalanan hamuru 12 eşit bezeye ayırıp merdaneyle nazikçe açtığınızda, aslında o an kendi huzurunuzu şekillendiriyorsunuz. Isınan tavada arkalı önlü pişen o bazlamalar, tereyağıyla buluştuğunda şehrin tüm o kaotik yapısını size unutturacak kadar iddialı bir lezzete bürünüyor. Fazlasını dondurucuya atın, dar zamanlarda can simidiniz olsun.
Sofranın Baş Tacı: Kaymaklı ve Urfa Peynirli Poğaça
Belediye meclisinde hangi mahallenin kaderi tartışılırsa tartışılsın, bizim mahallenin fırınından çıkan o mahlep kokulu poğaçaların yerini hiçbir şey tutamaz. Bu poğaçanın sırrı dokusunda gizli. Zeytinyağı ve oda sıcaklığındaki tereyağını, yoğurt ve iki kaşık kaymakla birleştiriyoruz. Evet, yanlış duymadınız; kaymak o hamura öyle bir kıvam veriyor ki, ağızda dağılırken adeta bir lezzet şöleni yaşatıyor. İçine incecik kıyılmış dereotu, maydanoz ve yeşil biberle harmanlanmış Urfa peynirini eklediğimizde, o alışıldık poğaçalardan çok daha fazlasını elde ediyoruz. 185 derecelik turbo fırında altın sarısı olana kadar pişirdiğiniz bu güzellikler, dondurucudan çıkıp ısıtıldığında bile fırından yeni çıkmış gibi iştah açıcı kalmaya devam ediyor.
Kat Kat Ayrılan Bir Rüya: Tahinli Çıtır Katmer
Son dokunuşumuzu ise tahinin o büyüleyici aromasıyla yapıyoruz. Ilık süt, su, yumurta ve bir miktar zeytinyağı ile hazırladığımız o yumuşacık hamuru dinlendirdikten sonra büyük bezeler halinde açıyoruz. İşte burada işin içine zanaat giriyor: Eritilmiş tereyağı ve tahin karışımını hamurun her zerresine değecek şekilde sürüyoruz. Rulo yapıp dolapta yağı dondurduktan sonra pişirdiğimiz o katmerler, kat kat ayrılan dokusuyla her ısırıkta sizi bambaşka diyarlara götürüyor. Şehrin beton yığınları arasında, kendi mutfağınızda böylesine çıtır ve samimi bir lezzet yaratmak paha biçilemez. Unutmayın, iyi yemek sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda ruhu o keşmekeşten çekip çıkarmaktır.