MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Ankara’da Sessiz Darbe: CHP’de Çift Başlılık Dönemi

Siyasetin Çatlayan Fay Hatları ve Yeni Güç Dengesi

Türkiye, siyasi tarihinin en karmaşık ve derin krizlerinden birinin eşiğinde duruyor. Ana muhalefet partisi CHP’de yaşanan ‘mutlak butlan’ kararının ardından ortaya çıkan tablo, sadece parti içi bir liderlik mücadelesi değil, aynı zamanda devletin yasama organı ile muhalefetin kurumsal kimliği arasında yaşanacak büyük bir sistemik tıkanmanın habercisidir. Ankara koridorlarında yankılanan son adımlar, sessizce olgunlaşan bir çift başlılığın artık kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor.

Özgür Özel’in yola yeni bir partiyle devam etmek yerine parti içi muhalefette kalarak mevzi kazanmayı tercih etmesi, bölünmeyi engellemeye yetmedi. Tam aksine, mücadeleyi partinin hücrelerine kadar yaydı. Bir tarafta partinin kurumsal mirasını ve genel merkez binalarını elinde tutan Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta ise TBMM’deki yasama gücünü arkasına alan Özgür Özel. Bu iki kutuplu yapı, yakın gelecekte sadece muhalefeti değil, tüm ülke siyasetini felç etme potansiyeline sahip.

Meclis ve Genel Merkez Arasında Çekilen Hatlar

Geçtiğimiz saatlerde kapalı kapılar ardında yaşananlar, bu güç savaşının ilk büyük muharebesiydi. Özgür Özel, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte milletvekillerini genel merkezde toplayarak kendisini yeniden grup başkanı ilan etti. Oylamaya katılan 96 milletvekilinden 95’inin desteğini arkasına alan Özel, parlamentodaki hakimiyetini tescillemek istedi. Ancak bu hamle, sadece hukuki bir zırh edinme çabası değil; aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’na çekilmiş net bir resttir.

Özel’in ekibi bu seçimin hukuki bir zorunluluk olduğunu savunsa da, kulislerde konuşulan senaryolar çok daha derin. Meclis bürokrasisinden edindiğim bilgilere göre, Meclis Başkanlığı bu süreci ‘partinin kendi içişleri’ olarak değerlendiriyor ve müdahil olmaktan kaçınıyor. Bu durum, Özel’in Meclis grubunu istediği gibi yönetmesinin önünü açarken, Kılıçdaroğlu’nun grup toplantılarına katılımını fiilen imkansız hale getiriyor. Karşılıkli jestler ve kibar ifadelerle örtülmeye çalışılan bu durum, aslında siyasi bir tasfiye operasyonunun ilk aşamasıdır.

Bitmeyen Bekleyiş ve Yaklaşan Hukuk Savaşı

Diğer cephede ise derin bir sessizlik ve stratejik bir hazırlık var. Kemal Kılıçdaroğlu, konutundan ayrılırken yaptığı açıklamayla Özgür Özel’in hamlesini ‘hayırlı olsun’ diyerek karşılasa da, arkasından gelen ‘ama’ kelimesi yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Özel’in kendisine söz verdiği telefonun hala gelmediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, aslında rakibinin meşruiyet zeminini ve samimiyetini sorgulatıyor. Siyasette geciken telefonlar hiçbir zaman tesadüfi değildir; o telefon, güç dengelerinin henüz netleşmediğinin bir kanıtıdır.

Kılıçdaroğlu’nun sadece beklemekle yetinmediğini, arka planda Parti Meclisi üzerindeki kontrolünü kaybetmemek adına çok ciddi bir hukuki hazırlık yürüttüğünü biliyoruz. Genel merkezde Kılıçdaroğlu’nun, Meclis’te ise Özel’in bayraktarlığını yaptığı bu çift başlı idari yapı, karar alma mekanizmalarını tamamen kilitleyecektir. Bu kriz, sıradan bir parti içi çekişmenin ötesine geçerek, Türkiye’nin demokratik dengelerini sarsacak ve iktidar karşısında alternatif üretmesi gereken ana muhalefeti tamamen işlevsiz kılacaktır. Önümüzdeki günler, bu iki başlı canavarın kendi kendini tüketmesine mi yoksa yeni bir siyasi mimarinin doğuşuna mı yol açacağını hepimize gösterecek.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir