Savaş Korkusu Sanayiyi Tetikledi: Devler Neden Stok Yapıyor?
Türkiye imalat sektörünün nabzını tutan İstanbul Sanayi Odası (İSO) PMI verileri, görünüşte umut verici bir toparlanmaya işaret etse de arka planda büyük bir krizin ayak seslerini barındırıyor. Nisan ayında dibi gören ve 45,7 seviyesine kadar gerileyen manşet PMI, mayısta 49,8’e yükselerek kritik eşik olan 50 sınırına dayandı. Ancak bu ani yükselişin arkasında yatan gerçek sebep sanayideki sağlıklı bir büyüme değil; yaklaşan küresel tedarik zinciri felaketine karşı şirketlerin başlattığı panik alımları.
Orta Doğu’da tırmanan savaş ve bölgesel çatışmalar, lojistik hatlarını felç ederken navlun fiyatlarını ve ham madde maliyetlerini uçurdu. Türk sanayicisi, gelecekte mal bulamayacağını veya bulsa bile fahiş fiyatlar ödeyeceğini öngörerek iki yılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez satın alma faaliyetlerini hızlandırdı. “Emniyet stoku” adı verilen bu strateji, fabrikaların şu an için çarkları döndürmesini sağlasa da maliyet krizini körüklüyor.
Tekstil Çökerken Giyim Ayakta: Sektörlerde Büyük Yarılma
Sektörel detaylar incelendiğinde, imalat sanayisinde ciddi bir kutuplaşma yaşandığı görülüyor. Giyim ve deri ürünleri sektörü, hem üretimde hem de siparişlerde canlanma yaşayarak ayakta kalmayı başaran nadir alanlardan biri oldu. Buna karşılık, Türkiye’nin istihdam deposu olan tekstil sektöründe çok sert bir yavaşlama dalgası hakim. Tekstilde siparişlerin bıçak gibi kesilmesi, önümüzdeki aylarda istihdam üzerinde yeni bir baskı yaratabilir.
Kimya, plastik ve kauçuk sektöründe ise durum daha da vahim bir hal alıyor. Bu sektörde girdi maliyetleri son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel akaryakıt, petrol ve metal fiyatlarındaki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansıyor. Şirketler hayatta kalabilmek için bu maliyet artışlarını nihai ürün fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor; bu da tüketici için önümüzdeki günlerde yeni bir zam dalgasının kapıda olduğunu gösteriyor.
Bu İyileşme Kalıcı mı Yoksa Fırtına Öncesi Sessizlik mi?
İstihdam tarafındaki kayıpların yavaşlaması ve ihracat siparişlerinin 20 ay sonra ilk kez büyüme bölgesine geçmesi olumlu sinyaller gibi görünse de ekonomistler temkinli. S&P Global uzmanları, mevcut büyüme belirtilerinin sürdürülebilirliği konusunda derin şüpheler taşıyor. Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ortadan kalkmadığı sürece, yüksek girdi maliyetleri ve tedarikçi teslimat sürelerindeki uzama üretimi boğmaya devam edecek.
Eğer küresel talep zayıflar ve iç piyasadaki belirsizlikler derinleşirse, fabrikaların şu an korkuyla yaptığı stoklar ellerinde kalabilir. Bu durum, sanayide ani bir duruşa ve ardından daha büyük bir istihdam krizine yol açma potansiyeli taşıyor. Bugün atılan bu acil durum adımlarının, yarın sanayiyi nasıl bir çıkmaza sürükleyeceğini önümüzdeki birkaç ay net bir şekilde ortaya koyacak.
Kaynak: Ekonomim Tv






