TETT ve STT Arasındaki Kritik Fark Nedir?
Türkiye’de gıda israfı ürkütücü boyutlara ulaşırken, sektörün devleri bu gidişata dur demek için güçlerini birleştirdi. Tüketici, gıda ve perakende alanında faaliyet gösteren 11 sivil toplum kuruluşu ve sendika, ‘Gıda Okuryazarlığı Seferberliği’ ilan ederek tarihi bir bildiriye imza attı. Her yıl milyonlarca ton yiyeceğin yanlış etiket okuma yüzünden çöpe gitmesi, hem hane ekonomisini hem de milli serveti doğrudan tehdit ediyor.
Resmi verilere göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 14 milyon ton gıda doğrudan tüketim aşamasında israf ediliyor. Bu devasa rakam sadece yiyecek kaybı değil; aynı zamanda gıdayı üretmek için harcanan suyun, emeğin, enerjinin ve vaktin de çöpe gitmesi anlamına geliyor. Yapılan kapsamlı araştırmalar, ülkemizdeki tüketicilerin yüzde 72’sinin gıda paketlerinin üzerindeki tarihlerin ne anlama geldiğini bilmediğini ortaya koyuyor. Bu bilgi eksikliği, aslında tüketilebilir durumda olan milyonlarca ton ürünün bilinçsizce atılmasına yol açıyor.
Gıda Okuryazarlığı Seferberliği kapsamında yayınlanan ortak bildiride, en büyük karışıklığın Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ile Son Tüketim Tarihi (STT) arasında yaşandığı net bir şekilde ifade ediliyor. Bildiriye imza atan Gıda Güvenliği Derneği ve Sürdürülebilirlik Akademisi gibi kuruluşlar, tüketicilerin bu iki kavramı birbirinden ayırması gerektiğini savunuyor. Yanlış bilinen doğrular, hem çevresel krizleri tetikliyor hem de aile bütçelerinde büyük delikler açıyor.
Makarna, bakliyat, konserve ve bisküvi gibi dayanıklı gıdalarda kullanılan TETT, bir güvenlik uyarısı değil, sadece kalite ve lezzet göstergesidir. Eğer ürün uygun saklama koşullarında muhafaza edildiyse, ambalajında bozulma yoksa ve duyusal özelliklerinde bir sorun gözlemlenmiyorsa, TETT’si geçmiş olsa dahi bu ürünlerin tüketilmesi sağlık açısından risk oluşturmaz. Bu ürünleri kontrol etmeden doğrudan çöpe göndermek, aslında milli serveti israf etmekle eşdeğer görülüyor.
Ancak STT, yani Son Tüketim Tarihi, et, süt, balık ve yumurta gibi çabuk bozulabilen yüksek riskli gıdalar için hayati bir güvenlik sınırı çiziyor. STT’si geçmiş bir ürünün tadı veya görüntüsü değişmemiş olsa bile içinde görünmez patojenler üreyebilir. Bu nedenle uzmanlar, STT’si geçen gıdaların kesinlikle tüketilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Sağlığı korumak israf değildir; ancak kaliteli gıdayı sadece etiket bilgisizliği nedeniyle çöpe atmak, geleceğimizden çalmak anlamına geliyor. 11 kuruluşun başlattığı bu seferberlik, toplumun her kesimini bilinçli tüketime davet ediyor.
Kaynak: Ekonomim Tv






