MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Kahramanmaraş’ta Okul Dehşeti: 7 Silah ve Bir İhmal

Sessizliğin Altındaki Büyük Tehlike

Kahramanmaraş’ta 13 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin okulda gerçekleştirdiği eylem, sadece bir yerel asayiş olayı değil, toplumsal bir kırılmanın alarm zilleridir. Çocuğun çevresinden, ailesinden ve öğretmenlerinden gelen ilk bilgiler, derinleşen bir psikolojik boşluğu işaret ediyor. İçine kapanık ve sosyal bağları zayıf bir profil çizen küçük yaştaki bir çocuğun, nasıl olup da bir şiddet sarmalına çekildiği sorusu, bugün Türkiye’nin her ilinde yankılanmaktadır. Akran zorbalığı ihtimali üzerinde durulsa da henüz somut bir kanıtın bulunmaması, dikkatleri asıl kaynağa; yani aile içi dinamiklere çeviriyor.

Silahın Gölgesinde Büyüyen Nesiller

Olayın en sarsıcı tarafı, failin babasının bir emniyet müdürü olması ve evde tam 7 adet ruhsatlı silahın bulunmasıdır. Bir emniyet görevlisinin, çocuğundaki psikolojik rahatsızlıkları fark etmesine rağmen ona silah eğitimi vermesi, “daha sert ve dayanıklı yetişsin” mantığının ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini kanıtladı. Şiddet araçlarını birer eğitim materyali gibi sunmak, sorunu çözmek yerine çocuğun içindeki karanlığı daha da beslemiştir. Ebeveynlerin, çocuklarının hatalarını dış dünyada arama refleksi, kendi içlerindeki büyük ihmali örtbas etmeye yetmiyor. Sorunu başkalarında arama alışkanlığımız, en yakınımızdaki tehlikeyi görmemizi engelliyor.

Polisiye Tedbirler Gerçekten Çözüm Mü?

Okullarda güvenliğin artırılması, her köşe başına bir kolluk kuvveti dikilmesi gibi öneriler her trajedi sonrası gündeme gelir. Ancak failin babasının bir emniyet müdürü olduğu, yani çocuğun zaten 24 saat bir “polis denetimi” altında büyüdüğü gerçeği, meselenin sadece fiziksel güvenlik olmadığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en üst düzey güvenlik protokollerine rağmen okul saldırılarının durdurulamaması, çözümün kapıdaki nöbetçide değil, evin içindeki huzurda ve doğru rehberlikte olduğunu hatırlatıyor. 13 yaşında bir çocuk, tetiği çekmeye karar verene kadar geçilen tüm eşiklerde birilerinin uyanması gerekiyordu. Güvenlik, okul kapısında değil, aile masasında başlar.

Adalet Beklentisi ve Kamuoyu Vicdanı

Toplumsal şiddetle mücadelede hukukun caydırıcılığı da büyük önem taşıyor. Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıllık hapis cezası, bu bağlamda kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Failin sürekli ifade değiştirmesi ve olayın bir türlü netleşmemesi, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor. Ağırlaştırılmış müebbet cezalarının yanında bu tip indirimler veya daha az görülen cezalar, mağdur ailelerin acısını dindirmediği gibi, benzer suçlara meyilli profiller için de yanlış bir mesaj verme riski taşıyor. Adaletin hızı ve netliği, toplumsal huzurun en büyük teminatıdır. Yerel bir dram gibi görünen her dosya, aslında ulusal güvenlik ve toplum sağlığı için birer ders niteliği taşımaktadır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir