MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

2,8 Trilyon Dolarlık Dehşet: Savaş Çanları Kimin İçin?

İnsanlığın Sınıfta Kaldığı Kara Tablo: 2,8 Trilyon Dolar

Dünya, tarihinin en karanlık ekonomik döngülerinden birinden geçerken, insanlık karnesi bir kez daha kana bulanmış rakamlarla önümüze serildi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2025 verileri, küresel askeri harcamaların dudak uçuklatan 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştığını haykırıyor. Bu sadece soğuk bir istatistik değil; tam 11 yıldır aralıksız kırılan bir utanç rekorudur. Sofradaki ekmeğin, hastanedeki ilacın, çocukların geleceğinin mermiye, füzeye ve baruta feda edilişinin en somut belgesi budur. Silahlanma yarışı artık sadece devam etmiyor, adeta bir cinnet haliyle ivme kazanıyor.

Zirvedeki Devler ve Türkiye’nin Çetin Konumu

Listenin başında 954 milyar dolarla ABD sarsılmaz yerini korurken, Çin ve Rusya arasındaki rekabetin faturası milyar dolarlık uçurumları her geçen gün biraz daha büyütüyor. Avrupa’daki askeri harcamaların yüzde 14 oranında artması, kıtanın eski ve karanlık korkularına geri döndüğünün en net kanıtı. Türkiye ise 30 milyar dolarlık harcamasıyla dünya genelinde 18. sırada yer alıyor. Etrafı ateş çemberiyle sarılı, jeopolitik risklerin her an patlamaya hazır olduğu bir coğrafyada bu rakam devlet refleksiyle bir zorunluluk gibi görünse de, küresel tablodaki bu devasa birikimin nereye evrileceği sorusu hepimizi uykusuz bırakmalı. Silahlar depolarda biriktikçe barış değil, sadece yeni ve daha büyük bir kıvılcımın patlama riski büyüyor.

Cürüm mü Cirim mi? Bilginin Cehaletle İmtihanı

Dünya bu devasa yıkım hazırlığındayken, içeride ise başka bir çürüme, derin bir entelektüel sığlık baş gösteriyor. Siyasetin diline dolanan “Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın” ifadesi, aslında toplumsal hafızamızdaki dil kaybının ve kültürel erozyonun acı bir yansıması. CHP lideri Özgür Özel’in ısrarla “cürüm” (suç) diyerek yanlış kullandığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise “cirim” (hacim, cüsse) diyerek doğrusunu telaffuz ettiği o meşhur deyim, ironik bir tartışmayı fitilledi. Doğruyu söyleyenin, “bilmişlik” taslayan ama aslında kendi dilinden bihaber olan bir kitle tarafından linç edilmesi, silahlanma yarışından daha az tehlikeli değildir.

Öğrenmemek Değil, Bildiğini Sanmak Felakettir

Aralarında şairlerin, yazarların ve hatta öğretmenlerin bile bulunduğu bir grubun, “cirim” kelimesini yanlış sanıp Erdoğan’ı bilgisizlikle eleştirmesi, eğitim sistemimizin ve kültürel derinliğimizin ne denli aşındığını gözler önüne seriyor. Kendi dilinin inceliklerine, kelimelerin ruhuna yabancılaşan bir toplumun, küresel krizler karşısında dik durması ve doğru kararlar alması ne kadar mümkündür? Bir yanda trilyon dolarlık ölüm makineleri, diğer yanda iki kelimenin anlamını ayırt edemeyen bir entelektüel kuraklık… Bu iki manzara birleştiğinde ortaya çıkan tablo şudur: İnsanlık sadece cebini değil, zihnini ve ruhunu da bu büyük kaosa kurban veriyor. Silahlar patlamadan önce diller sustu, şimdi ise kelimeler yanlış ellerde can çekişiyor. Bilmemek değil, bilmediğini bilmemek asıl büyük cürüm budur.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir