Modern Dünyanın Bencillik Kapanından Kurtulma Yolu
Konya Ereğli’de tarım ve sanayinin hızla gelişmesi, beraberinde modern şehir hayatının getirdiği yalnızlaşmayı da kapımıza kadar taşıdı. Eskiden mahalle aralarında, geniş avlularda hep birlikte büyüyen çocuklar, şimdilerde apartman dairelerinde ekranların karşısında adeta dünyadan izole bir yaşam sürüyor. Bu durum çocukların ruhsal dünyasında derin yaralar açarken, geleneksel bayramların sunduğu o büyük rehabilite edici güç yeniden gündeme geliyor. Yılda iki kez kapımızı çalan bu özel günler, minik yüreklere empati ve paylaşım tohumları ekmek için eşsiz bir zemin sunuyor.
Onları Sadece İzleyici Yapmayın Sürece Dahil Edin
Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, bayramların durağan tatil günleri olmadığını, aksine aile bağlarını güçlendiren dinamik birer süreç olduğunu belirtiyor. Küreselleşmenin ve dijitalleşmenin bireyselliği körüklediği günümüzde, kültürel aktarımın tıkandığına işaret eden Akça, bayramların çocukları gerçek hayata bağlayan en önemli köprülerden biri olduğunu savunuyor. Ereğli gibi geleneksel bağların hâlâ canlı tutulmaya çalışıldığı bölgelerde bile bu tıkanıklık hissedilirken, ailelerin bu dönemi iyi değerlendirmesi gerekiyor.
Yardımlaşma Duygusu Empatiyi Besliyor
Ebeveynlerin düştüğü en büyük hataların başında, kurban kesimi, et dağıtımı veya ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlarda çocukları sürecin dışında tutmak geliyor. Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, çocukların iyilik hareketlerinden habersiz büyümesinin ciddi bir gelişimsel eksiklik yaratacağını ifade ediyor. Yardımlaşma faaliyetlerinde çocukların bizzat bulunması, elden ele paylaşıma şahit olması onların empati yeteneğini doğrudan besliyor. Lojistik nedenlerle yardımları uzaktan yapan ailelerin bile ev içinde bu paylaşımları sesli olarak konuşması, çocuğun zihninde iyilik kavramını somutlaştırıyor.
Köklerini Tanıyan Çocuk Kendini Güvende Hisseder
Çekirdek aile yapısının getirdiği yalnızlık, çocukların akrabalık bağlarını zayıflatıyor. Bayram ziyaretleri sayesinde büyüklerin ellerinin öpülmesi, aile büyüklerinin anlattığı geçmişe dair hikayeler çocukların zihinsel gelişiminde hayati bir yer kaplıyor. Ereğli’nin köylerine, dede ve nene ocaklarına yapılan yolculuklar çocuklara sadece bir gezi sunmuyor; onlara ait oldukları kökleri göstererek büyük bir güven hissi aşılıyor. Kendini geniş ve sevgi dolu bir yapının parçası olarak gören çocuk, gelecekte çok daha sağlıklı ve özgüvenli bir birey haline geliyor.






