Yirmi Beş Günlük Gerilim ve Küresel Sarsıntı
Dünya, tam 25 gündür Ortadoğu’dan yükselen barut kokusuyla yatıp kalkıyor. ABD ve İsrail’in İran eksenli operasyonları, sadece bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda küresel sistemin yeniden dizayn edildiği kritik bir kırılma noktasını temsil ediyor. İslam coğrafyası bu bayramı savaşın gölgesinde, buruk ve endişeli geçirdi. Sokaklardaki herkesin zihninde tek bir soru var: Bu gerilim ne zaman, nasıl ve hangi bedellerle sona erecek? Başlangıçta Trump yönetiminin bu sürece istemeden sürüklendiği tezi hakim olsa da, Washington’un müzakere masasını terk ediş biçimi, aslında çok daha derin bir planın devrede olduğunu kanıtlıyor.
Tarihin Tekerrürü ve Washington’un Yıkım Stratejisi
Uluslararası ilişkiler duayeni Prof. John Mearsheimer gibi isimler, bu savaşın arkasında sadece İsrail lobisinin baskısı olduğunu savunsa da, madalyonun öteki yüzü çok daha farklı bir tablo çiziyor. ABD’nin geçmişteki hamlelerine baktığımızda; Vietnam, Afganistan ve Irak gibi örneklerde uygulanan ‘devlet kapasitesini çökertme’ stratejisinin bir benzerinin İran için kurgulandığını görüyoruz. Washington, hedef aldığı ülkeleri doğrudan işgal etmekten ziyade, onların ayağa kalkmasını yıllarca engelleyecek bir tahribat yaratmayı amaçlıyor. Bu süreçte kullanılan ‘demokrasi getiriyoruz’ söylemi ise sadece Hollywood soslu bir ambalajdan ibaret kalıyor.
Çok Kutuplu Dünya ve Çin’in Yükselişiyle Hesaplaşma
Günümüzde dünya artık tek kutuplu Amerikan hegemonyasından hızla uzaklaşıyor. Çin’in teknolojik ve ekonomik sahada devleşmesi, orta ölçekli ülkelerin kendi aralarında kurduğu güçlü ittifaklar, ABD’nin kabusu haline gelmiş durumda. Özellikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan hattındaki yakınlaşma ile Suudilerin İran ile diyalog kapılarını aralaması, bölgede Washington’dan bağımsız bir güç odağı oluşması riskini doğurdu. İşte tam bu noktada, enerji devleri ve savaş sanayii baronlarının temsilcisi olan Trump’ın sahneye çıkması bir tesadüf değil. ABD, bölge ülkelerinin devlet kapasitesini zayıflatarak kendi ömrünü uzatmanın peşinde.
On Beş Maddelik Taslak ve Geleceğin Senaryosu
Gelinen noktada Trump’ın, enerji fiyatlarının dünyayı sarstığı ve kendi iç siyasetinde dengelerin değiştiği bir anda vites küçültmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Nitekim, son açıklamalarında İran ile 15 maddelik bir anlaşma taslağının masada olduğunu belirtmesi, rüzgarın yön değiştirebileceğinin sinyalini veriyor. Nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu vaadiyle masaya oturulması, ABD’nin bölgeyi yeterince hırpaladıktan sonra ‘kurtarıcı’ rolüne geri dönme çabasıdır. Ancak bu diplomatik manevralar, Amerikan sisteminin yaşadığı yapısal çöküşü durdurmaya yetmeyecek; sadece o kaçınılmaz sonu biraz daha erteleyecektir.