MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9864 ▲ %0,02
EURO 53,5198 ▲ %0,25
ALTIN 6.609,04 ▲ %0,84

Putin’in Esrarengiz Gülüşü: Ortadoğu’daki Yangın Kime Yarıyor?

Kremlin’den Gelen Neşeli Sinyaller ve Perde Arkası

Son günlerde kameralara yansıyan Rusya Devlet Başkanı Putin’in alışılmadık derecede neşeli halleri, Ankara kulislerinde dikkatle izleniyor. Resmi açıklamaların satır aralarını okuyan bizler için bu durum, Ortadoğu’daki tansiyonun sadece bir çatışmadan ibaret olmadığını, aynı zamanda büyük bir ekonomik ve jeopolitik kumarı da beraberinde getirdiğini gösteriyor. Malum, Ortadoğu’da esen savaş rüzgarları, hiç beklenmedik bir şekilde Kremlin’in kasasını dolduruyor.

Geçtiğimiz ay itibarıyla Rusya’nın petrol ve gaz satışlarından elde ettiği gelirler, tam anlamıyla ikiye katlanmış durumda. 12 milyar dolardan 24 milyar dolara fırlayan bu rakamlar, Moskova için adeta bir can suyu niteliğinde. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları ve Trump yönetiminin sağladığı geçici yaptırım muafiyetleri sayesinde petrol fiyatları tavan yapmış, Rusya’nın günlük petrol kazancı ortalama 760 milyon dolar seviyesine yaklaşmıştı. Ocak ve Şubat aylarında ciddi düşüşler yaşayan Rus enerji sektörü için bu ani toparlanma, Kyiv School of Economics verilerine göre ‘beklenmedik bir kazanç’ olarak kayıtlara geçti. Bu mali rahatlama, Rusya’nın uluslararası alanda elini güçlendiren önemli bir faktör.

Putin’in İkili Mesajı: Fırsat ve Temkin

Moskova’da Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) Toplantısı’nda gündeme gelen bu konu, Putin’in açıklamalarında da kendini gösterdi. Lider, Ortadoğu’daki çatışmanın sonuçlarının henüz öngörülemez olduğunu dile getirirken, adeta ‘Su akarken testiyi dolduralım’ mesajını verdi. Ancak Rus stratejistlerin o bilindik temkinli tavrı da gözden kaçmadı: ‘Geleneksel ihracatımızın fiyatları yükselirken piyasalar da çalkantılı bir dönemden geçiyor. Bugün piyasalar bir yöne sallandıysa, yarın diğer yöne sallanabilir.’ Bu, hem mevcut fırsattan sonuna kadar faydalanma arzusunu hem de gelecekteki olası dalgalanmalara karşı hazırlıklı olma ihtiyacını vurguluyor. Ankara’dan bakıldığında, bu sözler bölgedeki dengelerin ne kadar kırılgan olduğunun da bir göstergesi.

Savaşın Gölgesinde Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Ortadoğu’daki bu kanlı denklemin birinci ayı geride kalırken, resim netleşmeye başlıyor: Rusya mali olarak güçleniyor, İran bir anlamda imaj tazeliyor. Eski Başkan Trump ise Körfez’de boğazına kadar girdiği bu girdaptan somut bir kazanım elde edemediği gibi, hem içerideki hem de dışarıdaki rakiplerinin elini güçlendirmiş durumda. Özellikle Rusya’nın ezeli rakipleri olan İngiltere ve Avrupa ülkeleri, bu gidişattan derin bir kaygı duyuyor. Zira bir ay öncesine göre Rusya’ya olan enerji bağımlılıkları daha da artmış durumda. Bu durum, Rusya’nın yelkenlerini şişiren bu havayı tersine çevirmek isteyenlerin sayısını artırıyor.

Nitekim dün İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik’e ait ‘Altura’ adlı ham petrol tankerinin, Rusya’dan ayrıldıktan sonra gece yarısı İstanbul Boğazı’na 14 mil kala İHA ve İDA ile vurulması, bu dengeleri değiştirmeye yönelik önemli bir hamle olarak okunabilir. Bu tür saldırılar, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan hayati enerji koridorlarının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Rusya’nın sıcak denizlere açıldığı stratejik boğazların, yıllardır süregelen iç ve dış provokasyonlara rağmen Türkiye’yi büyük savaşların dışında tutmayı başaran Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yönetilmesi, bu karmaşık jeopolitik satrançta Putin için büyük bir şans. Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesindeki bu kritik konumu, bölgedeki tansiyonu dengeleyici bir unsur olarak uluslararası alanda büyük önem taşıyor. Ankara, bu hassas dengelerin korunmasında kilit bir aktör olarak rolünü sürdürüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir