MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4560 ▲ %0,19
EURO 53,4973 ▼ %0,01
ALTIN 6.458,39 ▲ %1,79

Körfez’in Çığlığı: ABD İçin Bir Varil Petrol Kadar Bile Değerimiz Yok Mu?

Ortadoğu’da Yanlış Hesaplar: Kimler Kazanıyor, Kimler Ödüyor?

Ortadoğu’da tansiyon arşa dayanmış, Körfez semaları adeta füze tehdidi altında inlerken, büyük abinin derdi neymiş biliyor musunuz? Amerikan piyasalarındaki fiyat dalgalanmaları! Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıyı erteleyivermiş, güya “piyasalar bozulmasın” diye. Amaç gerçekten bu mu? Yoksa devasa bir yanılsamanın perdesi mi bu? Yirmi günden fazla süredir bölge toplumları füze gölgesinde yaşıyor, ekonomileri milyarlarca dolar kaybın altına eziliyor; ama Washington’ın ajandasında bu acılar bir çırpıda siliniveriyor. Sanki sıradan bir maliyet kalemi… Bu nasıl bir körlük, nasıl bir vurdumduymazlık!

Körfez’in Yanıp Kül Olan Ekonomisi ve Gerçek Kazananlar

Bölgeyi kana bulayan bu gerilimde, İran’ın gaz altyapısına yapılan sözde saldırı girişimlerinden Körfez ülkeleri ne bir stratejik kazanç elde etti, ne de nefes alabildi. Tam tersine, enerji sektörleri kan ağladı. Trilyon dolarların döndüğü bu piyasada, Körfez’in gazdan kaynaklanan tüm o devasa kayıpları, alenen Amerikan gaz şirketlerinin kasasına akıtıldı. Yani birileri acı çekerken, birileri ceplerini doldurdu. Washington’dan yükselen her ses, sadece Hürmüz Boğazı’ndan, petrolün varil fiyatından dem vuruyor. Sanki Körfez toplumları, orada yaşayan insanlar, onların hayatları, bir varil petrolden bile daha değersiz! Bu, bir bölgenin kaderini çizenlerin, insanı hiçe sayan acımasız stratejilerinin ta kendisi.

Bir Dönüm Noktası: Güvenlik Mimarisinin Sorgulanışı

Uzun yıllardır tartışılmaya cesaret edilemeyen bir gerçek, şimdi sosyal medya koridorlarından kamusal alana taşındı: Körfez kamuoyu, Amerikan güvenlik mimarisinin bir parçası olmanın, bu kalkanın altında yaşamanın bedelini sorguluyor. O sözde “koruyucu şemsiyenin” altındaki toplumların, nasıl da bir piyon gibi kullanıldığı, ekonomilerinin nasıl da bu kirli oyunlara kurban edildiği yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Katarlı bir akademisyene atfedilen “Bu savaşın amacı sadece İran rejimini devirmek değil, aynı zamanda Körfez’i de zayıflatmak” cümlesi, artık sadece bir entelektüel görüş değil, bölge insanının sinir uçlarına dokunan, derin bir hissiyatın dışavurumu. Umman Dışişleri Bakanı Bedr El Buseydi gibi kilit figürlerin de “İran hakkındaki görüşünüz ne olursa olsun, bu savaş onların suçu değil” diyerek, Washington’ın dayattığı anlatıyı reddetmesi, kartların yeniden dağıtıldığı bir dönemin miladı. Amerikan çıkarlarının bile bu savaşa sürüklenmekle aleyhte işlediğini Economist’e açıkça söyleyen bir diplomat, neyin peşinde olduğumuzu yüzümüze çarpıyor.

Bölgeye Dayatılan Yıkım: Kimler Kazanıyor?

İki hafta önce kaleme aldığım “Körfez’e ‘savaşın’ baskısı” yazımda da altını çizmiştim: Bu kısır döngü, İran ile Körfez ülkelerini birbirlerinin ekonomik ve askeri kapasitelerini tüketmeye itiyor. Savaşın maliyeti, bölgenin sırtına koca bir yük olarak bindiriliyor. Petrol gelirleri, kalkınma projelerine akması gerekirken, savunma harcamalarına peşkeş çekiliyor. Şehirler, altyapılar, o umut vadeden projeler bir bir duruyor, toplumlar kan kaybediyor, yoksullaşıyor. Bu yangından geriye kalan acı tablo ise apaçık ortada: Zayıflamış bir İran, tükenmiş bir Körfez ve bu kaos ortamında jeopolitik olarak elini kolunu sallayabilen, rahatça hareket eden bir İsrail. Ortadoğu’nun geleceği, bu çarpık denklemle ipotek altına alınıyor.

Aklın ve Sağduyunun Son Kalesi

Bu kanlı satranç tahtasında, taşların doğru yere konulması, aklın ve sağduyunun hâkim kalması hayati bir değere sahip. Aksi takdirde, yalnızca Körfez değil, küresel enerji piyasalarından siyasi dengelere kadar her şey, Washington’ın keyfi kararlarının, pervasızca atılan adımların ve bencilce hesapların kurbanı olacak. Bu gidişata dur demek, sadece bölgenin değil, tüm dünyanın çıkarına. Yoksa felaketin kapısı ardına kadar açılacak ve o kapıdan içeri giren ilk biz olacağız.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir