Koku ve Karbondioksit Faktörü
Bilim insanları, sivrisineklerin kurbanlarını rastgele değil; vücut kokusu, karbondioksit salınımı ve cilt sıcaklığı gibi belirli biyokimyasal sinyallere göre seçtiğini laboratuvar çalışmalarıyla kanıtladı. Özellikle Aedes aegypti ve Anopheles türleri üzerinde yapılan araştırmalar, yaygın kanının aksine kan grubundan ziyade kimyasal bileşenlerin belirleyici olduğunu ortaya koydu. Sivrisinekler, insanların solunum yoluyla dışarı attığı karbondioksiti onlarca metre uzaktan algılayarak hedefe yöneliyor. Yaklaşık 10 metre mesafeye ulaştıklarında ise vücut ısısı ve cilt mikrobiyotası tarafından üretilen koku molekülleri devreye giriyor.
1-Octen-3-ol ve Alkolün Rolü
Laboratuvar testlerinde, özellikle ‘mantar alkolü’ olarak bilinen ‘1-octen-3-ol’ bileşiğinin yoğun olduğu bireylerin daha sık ısırıldığı belirlendi. Cilt yağlarının parçalanmasıyla oluşan bu madde, dişi sivrisinekler için güçlü bir çekim merkezi oluşturuyor. Öte yandan, alkol tüketiminin, özellikle de biranın, vücut ısısını artırarak ve nefes içeriğini değiştirerek kişiyi sivrisinekler için 1,35 kat daha cazip hale getirdiği saptandı. Araştırmalar ayrıca, metabolik değişimler nedeniyle hamile kadınların da yüksek risk grubunda olduğunu gösteriyor.
Hastalık Riski ve Önleyici Tedbirler
İklim değişikliğiyle beraber yaşam alanları kuzeye doğru genişleyen sivrisinekler; dang humması, sıtma ve sarıhumma gibi ciddi enfeksiyonların yayılmasında kritik rol oynuyor. Bilim dünyası, sivrisineklerin tercih mekanizmalarını çözerek daha etkili kovucu teknolojiler geliştirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, enfeksiyon riskinden korunmak için cildi örten kıyafetlerin tercih edilmesini, sineklik kullanılmasını ve özellikle açık havada alkol tüketimine dikkat edilmesini öneriyor.
Kaynak: Hürriyet






