MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9623 ▲ %0,04
EURO 53,4273 ▼ %0,12
ALTIN 6.589,44 ▼ %0,63

Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu Hamlesi: CHP Karıştı

p>Ankara kulislerinde uzun süredir fısıltıyla konuşulan o büyük fırtına nihayet patlak verdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun sessizliğini bozarak sahaya yeniden inmesi, sıradan bir eski genel başkan hamlesi değil. Bu hamle, CHP’nin genetiğini değiştirmeye çalışan, partiyi ideolojik omurgasından koparıp tamamen bir ‘belediyeler konsorsiyumu’ haline getiren yeni düzene karşı açık bir savaş ilanıdır. Mustafa Tezcan olarak aylardır bu köşeden uyardığım her şey, şimdi parti genel merkezinin koridorlarında yüksek sesle yankılanıyor.

Belediye Gücüyle Kurulan Yeni Oligarşi

Son dönemde CHP içinde öyle bir yapı inşa edildi ki, yıllarını bu partiye vermiş örgüt emekçileri adeta kapının önüne konuldu. Ekrem İmamoğlu etrafında kümelenen, belediye bütçeleri ve medya gücüyle beslenen bu klik, CHP’yi halkın umudu olmaktan çıkarıp devasa bir organizasyona dönüştürdü. Siyaset artık fikirlerle değil, PR ajanslarının hazırladığı algı operasyonlarıyla yürütülüyor. Parti tabanı ise bu yeni nesil siyasi mühendisliğin sadece birer figüranı haline getirilmek istendi. Kurumsal kimlik aşınırken, sadakat sadece güçlü olanın cüzdanına ve vaatlerine endekslendi.

‘Geleceğin Cumhurbaşkanı’ Tehdidi ve Biat Düzeni

İş dünyasında, Ankara’nın bürokratik koridorlarında ve belediyelerin ihale salonlarında aylardır tek bir cümle dolaşıyordu: ‘Bu talep, geleceğin cumhurbaşkanından geliyor.’ Bu tehlikeli zihniyet, zamanla tatlı bir ricadan çok, örtülü bir tehdide ve mutlak biat zorunluluğuna dönüştü. İtiraz edenlerin tasfiye edildiği, sesini yükseltenlerin hain ilan edildiği bu korku imparatorluğunda, CHP’nin temiz siyaset iddiası yerle bir edildi. Siyasal meşruiyet, yerini finansal ve medyatik etki gücüne bıraktı. Belediyeler halka hizmet noktası olmaktan çok, siyasi sadakat ağlarının finanse edildiği merkezler haline geldi.

Kılıçdaroğlu’nun Dönüşü Bir Tercih Değil Zorunluktur

İşte tam bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden siyaset sahnesinde ağırlığını hissettirmesi, partinin tarihsel hafızasının refleksidir. Geçmişteki hataları ne kadar büyük olursa olsun, Kılıçdaroğlu bugün CHP’nin bir holding gibi yönetilmesine karşı duran en kritik barajdır. Bu kavga kişisel bir koltuk kavgası değildir; iki farklı zihniyetin ölüm kalım savaşıdır. Bir tarafta holdingleşen, paranın ve medyanın gücüyle yürüyen yapı; diğer tarafta ise cumhuriyetin kurucu değerlerini ve parti içi demokrasiyi savunan o kadim çizgi. Önümüzdeki günler, bu iki dünyadan hangisinin ayakta kalacağını netleştirecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir