MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9587 ▲ %0,03
EURO 53,3597 ▼ %0,26
ALTIN 6.550,71 ▼ %1,22

Gülistan Doku Dosyasında 6 Yıllık Sessizlik Bozuldu

Yıllar Sonra Gelen Büyük Temizlik

Türkiye’nin hafızasına kazınan ve adalet arayışının simgelerinden biri haline gelen Gülistan Doku dosyasında, 6 yılın ardından deprem etkisi yaratan gelişmeler yaşanıyor. 13 Nisan 2026 tarihinde yeniden açılan soruşturma, sadece bir kayıp vakası olmaktan çıkıp, devletin farklı kademelerine uzanan geniş çaplı bir operasyona dönüştü. Aralarında dönemin mülki amirlerinin, emniyet mensuplarının ve sağlık çalışanlarının da bulunduğu 17 kişilik liste, yargı sisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı.

Soruşturmanın odağındaki isimler oldukça dikkat çekici. Cinayet işlemek ve delilleri karartmak suçlamalarıyla gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel başı çekiyor. Listenin devamında hastane başhekimlerinden koruma polislerine, üniversite görevlilerinden yerel idare çalışanlarına kadar uzanan bir yapı söz konusu. Vali Sonel dahil birçok ismin tutuklanması, kamuoyunda yıllardır süregelen ‘dosyanın üstü mü örtülüyor?’ sorularına somut bir yanıt niteliği taşıyor.

Susurluk Hatırlatması ve Şüpheli Kazalar

Dosyanın derinliklerine inildiğinde, geçmişteki karanlık noktalar bir bir gün yüzüne çıkıyor. Özellikle 2020 ile 2024 yılları arasında görev yapan adli ve idari kadronun neden sessiz kaldığı, bugün ulaşılan delillere o gün neden ulaşılamadığı en büyük merak konusu. Bu noktada akıllara durgunluk veren bir detay öne çıkıyor: Dosyanın ilk savcısı Ferhat Akıl’ın içinde bulunduğu aracın geçirdiği trafik kazası. İçinde ağır ceza mahkemesi başkanının da bulunduğu bu kaza, kamuoyunda ‘ikinci bir Susurluk vakası mı?’ tartışmalarını alevlendirdi.

O dönem soruşturmayı yürüten isimlerin bugün Yargıtay gibi yüksek mercilerde görev alıyor olması, yeni soruşturmayı yürüten Başsavcı Ebru Cansu’nun işini daha da kritik hale getiriyor. Toplumun adalete olan inancını tazeleyen bu cesur adım, sadece Gülistan Doku için değil, Türkiye’nin faili meçhul geçmişi için de bir ışık yakıyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan ‘Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’ ise bu sürecin bireysel bir çabadan ziyade kurumsal bir kararlılığa dönüştüğünün en net kanıtı.

Adaletin Dönüşü Olmayan Yolu

Bugün gelinen noktada sorulan soruların ağırlığı, dosyanın seyrini belirleyecek. Eski savcıların ve emniyet müdürlerinin bu süreçteki ihmalleri mi yoksa doğrudan müdahaleleri mi vardı? Başsavcı Ebru Cansu, bu isimlerin de bilgisine başvuracak mı? Tunceli’den yükselen bu adalet çığlığı, Uğur Mumcu’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na kadar uzanan o karanlık koridorların aydınlanması için bir milat olma potansiyeli taşıyor. Vatandaşlar şimdi şu sorunun yanıtını bekliyor: Bu yolun sonu nereye varırsa varsın, gerçekler tamamen gün yüzüne çıkacak mı? Artık geri dönüşü olmayan bu yolda, yargının vereceği sınav Türkiye’nin hukuk devleti kimliğini yeniden şekillendirecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir