Siyaset Sahnesinde Çatışmanın Gölgesi
Sonbahar rüzgarları, yalnızca doğanın döngüsünü değil, aynı zamanda siyasetin acımasız tiyatrosunu da beraberinde getiriyor. ABD’de ara seçimler, İsrail’de ise parlamento seçimleri yaklaşırken, siyasetin iki ana aktörü, Benjamin Netanyahu ve Donald Trump, Gazze dramının belirlediği bambaşka bir kaderle yüzleşiyor. Her ikisi de, bir sanat eserinin yaratım sürecindeki gibi, kendi siyasi performanslarının en kritik anını yaşıyor; ancak bu performansın seyirci nezdindeki karşılığı taban tabana zıt. Netanyahu, siyasi bir yeniden doğuşun eşiğindeyken, Trump, kendi kaderinin iplerinin başkasının elinde olduğunu acı bir şekilde fark ediyor.
Netanyahu’nun İklim Değişimi: Krizden Yükselişe
Ekim 2023 öncesinde Netanyahu’nun siyasi kariyeri adeta bir alacakaranlık dönemindeydi. Ülke, yargı reformlarına karşı kitlesel protestolarla sarsılmış, Netanyahu’nun yolsuzluk iddiaları gölgesinde halk desteği dip noktasına inmişti. Ancak 7 Ekim’de yaşananlar, adeta bir trajedinin perdesini indirerek, yeni bir sahne açtı. Kamuoyu, iç çekişmeleri bir kenara bırakıp ulusal güvenlik kaygısına odaklandı. Soykırım ve savaş ortamı, İsrailli seçmenin tüm dikkatini dış tehdide yöneltti; yolsuzluk, ekonomik sorunlar gibi gündelik dertler bir anda rafa kaldırıldı. Bir zamanlar köşeye sıkışmış olan bu figür, şimdi kendini ulusal bir kahraman figürü olarak yeniden inşa ediyor. Anketler, bu dramatik dönüşümün kaydını tutuyor; Netanyahu, savaşın yarattığı kaostan beslenerek yükseliyor.
Trump’ın Çıkmazı: Washington’ın Kırılgan Dengesi
Oysa Atlantik’in öbür yakasında, Donald Trump için durum tam ters rüzgarlar esiyor. Geçmişte, sermaye ve medya hegemonyasına rağmen Beyaz Saray’a dönmeyi başarmış, hatta bir suikast girişiminden kıl payı kurtulmuştu. Ancak Gazze’deki savaşın uzaması, ABD’nin iç siyasetindeki dengeleri altüst etti. Trump’ın siyasi stratejisi, Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya. Daha da önemlisi, Trump’ı iktidara taşıyan taban bile, ABD’nin Netanyahu’nun çıkarları doğrultusunda İran cephesine sürüklenmesine şiddetle itiraz ediyor. Bu durum, Trump’ın ‘Amerika Önce’ politikasının temel direğini sarsıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki enerji krizi nedeniyle ekonomik vaatler ve somut durum arasındaki makas açıldıkça, Trump’ın siyasi performansı zorlaşıyor. Körfez’de kurulan güvenlik mimarisinin sorgulanmaya başlaması, uzun vadeli politik sonuçlar doğuracak yıkımların habercisi.
Onurlu Çıkışın Arayışı ve Kulisler
Trump’ın danışmanları ve destekçileri, bu karmaşık tablodan bir çıkış yolu arıyor. Savaşın uzaması, Trump’ın ara seçimler öncesindeki itibarını zedeliyor. Beyaz Saray kaynaklarından sızan bilgiler, Trump’ın Netanyahu’ya savaşı bitirmesi için bir hafta süre tanıdığı yönünde. Ancak Netanyahu, yakaladığı bu siyasi pozisyonu terk etmeye niyetli değil. Bir haftadır ortalarda görünmemesi, bu sessiz direnişin bir yansıması. İranlı yetkili Ali Laricani’nin, “Epstein şebekesinin kalan üyeleri, 11 Eylül’e benzer bir olay düzenleyerek bunun sorumluluğunu İran’a yüklemek için bir komplo hazırlıyorlar” uyarısı, meselenin derinliğini gözler önüne seriyor. Bu durum, Netanyahu’nun elindeki şantaj potansiyelini artırıyor. Trump, bu siyasi oyunda günü kurtardığını sanırken, aslında ara seçimler öncesi son çıkış fırsatını kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya.
Türkiye Kartı ve Son Perde
Siyasi satranç tahtasında son hamleler yapılırken, eski CIA analisti Larry Johnson’ın uyarısı dikkat çekici: “Türkiye’yi savaşa sokmak için akla hayale gelmeyen senaryolar peşindeler.” Bu iddia, meselenin yalnızca İsrail ve ABD arasındaki iç politik hesaplaşmadan ibaret olmadığını gösteriyor. Gazze’deki dramatik çatışma, bölgenin istikrarını tehdit eden daha büyük bir yangın haline gelmiş durumda ve siyasi aktörler, bu yangını kendi seçim hesaplarına göre kullanmaya çalışıyor. Türkiye’nin savaşa çekilmesi, bölgesel gerilimi geri dönülmez bir noktaya taşıyabilir ve Trump’ın zaten karmaşık olan durumunu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir.