MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9600 ▲ %0,04
EURO 53,4199 ▼ %0,13
ALTIN 6.583,76 ▼ %0,72

CHP’deki Dev Hesaplaşma Medyayı Savaş Alanına Çevirdi

Medya Mahallesinde Vekalet Savaşları

Türkiye’deki siyasi kutuplaşma, uluslararası ilişkilerdeki soğuk savaş dönemlerini aratmayan bir vesayet ve vekalet savaşlarına sahne oluyor. Siyasetin merkezindeki sarsıntılar, medya koridorlarında doğrudan cephe savaşları olarak yankı buluyor. Bunun son ve en çarpıcı örneği, Faruk Bildirici ile Melih Altınok arasında yaşanan sert polemikle bir kez daha gün yüzüne çıktı. CHP içerisindeki güç dengelerinin değişimi, sadece parti binalarını değil, tarafsızlık iddiasındaki kalemlerin de konumlarını sarsıyor.

Bildirici’nin iktidar yanlısı olmakla itham ettiği yazarlar üzerinden kurduğu retorik, aslında muhalefet bloğunun kendi içindeki derin bölünmüşlüğün üzerini örtme çabasından başka bir şey değil. Siyasi analiz yeteneğini yitiren ve tarafını açıkça seçen aktörler, kendi mahallelerindeki hegemonya mücadelesini örtbas etmek adına karşı tarafa saldırmayı bir kalkan olarak kullanıyor. Oysa yakından bakıldığında, asıl kavganın CHP’nin yeni elitleri ile eski statüko arasında yaşandığı net şekilde görülüyor.

Gazetecilik Maskesi Altındaki Hegemonya Mücadelesi

Kadir Yaman olarak soruyorum: Bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerini dilinden düşürmeyenlerin, siyasi liderlerle kurdukları organik bağları nereye koyacağız? Geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’nun nikah şahitliğini yapacak kadar sisteme entegre olmuş figürlerin bugün tarafsızlık dersi vermeye kalkması, entelektüel bir tutarsızlığın zirvesidir. Bu durum, küresel siyasetteki müttefik ilişkilerinin çıkarlar değiştiğinde nasıl düşmanlığa evrildiğini anımsatıyor.

CHP içerisindeki Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu kliğinin, eski lider Kılıçdaroğlu’na yakın duran veya onun siyasi tezlerini analiz eden gazetecileri hedefe koyması şaşırtıcı değil. Siyasi güç odakları, kendi hegemonyalarını kurarken medyadaki aparatlarını da hizaya getirmek isterler. Altınok’un “CHP’de temizlik başlıyor” şeklinde bir ifadesi olmadığını belirtmesine rağmen, Bildirici’nin bu algıyı köpürtmesi, tamamen parti içi iktidar savaşında yeni yönetime şirin gözükme çabasının ürünüdür.

Tasfiye Süreci ve Yeni Güç Dengeleri

Bu çatışma sadece iki gazetecinin kavgası değil; Türkiye’deki ana muhalefet partisinin ideolojik ve yönetimsel olarak nasıl bir kuşatma altında olduğunun açık kanıtıdır. Kılıçdaroğlu döneminin bitmesiyle başlayan tasfiye süreci, sadece parti yönetimini değil, o dönemden beslenen medya elitlerini de panikletmiş durumda. Yeni kliğin yanında yer alarak konumunu korumaya çalışanlar, eski defterlerin açılmasından son derece rahatsız.

Bu tablonun faturası ise her zamanki gibi demokratik tartışma kültürü ve toplumun doğru bilgi alma hakkına kesiliyor. Siyasetin finansmanı ve medya ilişkileri şeffaf hale gelmediği sürece, bu tür vekalet savaşlarını izlemeye devam edeceğiz. Siyasi partilerin içindeki feodal yapılanmalar çözülmeden, Türk medyasının da özgürleşmesi ve küresel standartlarda bir entelektüel düzeye ulaşması mümkün görünmüyor.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir