MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9798 ▲ %0,01
EURO 53,6215 ▲ %0,45
ALTIN 6.621,30 ▲ %1,02

Ankara’nın Ortasında Masalsı Köşe: Herkes Oraya Koşuyor

Gri Binaların Arasında Bir Masal Dünyası

Ankara’nın o meşhur, bazen boğucu gelen gri havasını bilirsiniz. Memur şehri derler, ciddi şehir derler ama bazen öyle bir şey çıkar ki karşınıza, durup kalırsınız. İşte tam da böyle bir durum yaşanıyor bugünlerde Güvenlik Caddesi’nde. Bir apartmanın duvarında devasa bir Küçük Prens belirdi. Gelip geçen herkes şaşkın, telefonuna sarılan hemen o karenin içinde yerini almak istiyor. Sosyal medya zaten yıkılıyor; ‘Burası gerçekten Ankara mı?’ diyen diyene. Şehrin göbeğinde, beton yığınlarının arasında adeta nefes aldıran bir durak oluşmuş durumda.

Viral Olan O Eserin Arkasındaki Gerçek Hikaye

Peki, kim bu işin mimarı? Mahlası ‘Stak’, gerçek adı ise Hasan Ali Yaldıran. Çankırı Karatekin Üniversitesi Güzel Sanatlar mezunu, yani işin hem mekteplisi hem de alaylısı. Aslında bu devasa resim bir kreşin talebiyle ortaya çıkmış. Yan binadaki Hitit Heykeli çalışmasını görenler, kendi binalarına da bir ruh katmak istemişler. Stak, bu kadar ilgi beklemediğini açık yüreklilikle söylüyor. ‘Twitter’da (X) şaşkınlıkla izliyorum’ diyor. Bir fotoğrafın paylaşılmasıyla başlayan o çığ gibi büyüme, bugün Ankara’nın yeni simgelerinden birini yaratmış oldu. Sokaktaki insan artık sadece gri bir duvara değil, bir hayale bakıyor.

Mahkeme Salonlarından Sokak Sanatına Zorlu Yol

Sanat deyince öyle her şey süt liman ilerlemiyor bizim buralarda. Hasan Ali’nin hikayesinde sadece boyalar ve fırçalar yok; aynı zamanda verilmiş bir hukuk mücadelesi de var. Gençliğinde yaptığı izinsiz grafitiler yüzünden ‘kamu malına zarar vermek’ suçundan yargılanmış. Hatta beraat ettiği davaların yanında ceza aldığı bir dosyası bile var. Şimdilerde ‘Üç yaşında bir oğlum var, evi geçindirmem lazım’ diyerek o kaçak göçek boyamalara ara vermiş durumda. Ama bu bir pes ediş değil, bir dönüşüm. Artık izinli duvarlarda, yasal yollarla ama aynı sokak ruhuyla sanatını icra ediyor. Ailesinin başlarda karşı çıkması, babasının boyalarını çöpe atması bile onu bu tutkusundan vazgeçirememiş.

Neden Galeri Değil de Sokak?

Birçok sanatçının hayali şatafatlı galerilerde eserlerini sergilemektir ama Stak farklı düşünüyor. Sanatın galeriye girince benliğini kaybettiğine inanıyor. Sokak sanatı dediğin, sokağın tozunu yutacak, herkesin gözü önünde olacak. Galeriye girdiğinde sadece belli bir kesime hitap ederken, sokakta olduğunda ekmek almaya giden teyzeye de, okula giden çocuğa da ulaşıyor. Ankara’nın bu yeni Küçük Prens’i, işte tam da bu yüzden bu kadar sevildi. Çünkü o hepimize ait, hepimizin çocukluğuna dokunuyor ve gri şehirde bize gülümsemeye devam ediyor. İşin aslı, bu duvar resmi sadece bir boya yığını değil; koca bir şehrin griye başkaldırısı gibi duruyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir