MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9804 ▲ %0,02
EURO 53,5364 ▲ %0,33
ALTIN 6.607,05 ▲ %0,81

Ramazanda Metabolizmayı Korumak İçin 10 Altın Beslenme Kuralı

Ramazan ayı, milyonlarca mümin için manevi bir yolculuk olmasının yanı sıra, doğru yönetilmediği takdirde vücut için fizyolojik bir sınav haline gelebilir. On bir ayın sultanı süresince değişen öğün saatleri ve uzayan açlık süreleri, metabolizmanın çalışma prensiplerini doğrudan etkiliyor. Bu hassas dönemde sağlığı korumanın ve zindeliği sürdürmenin yolu ise geleneksel sofraları bilimsel bir disiplinle harmanlamaktan geçiyor. Diyetisyen İrem Omuzlu, ntv.com.tr okurları için yaptığı değerlendirmelerde, Ramazan beslenmesindeki en yaygın yanılgılara dikkat çekerek, bedeni yormadan oruç tutmanın şifrelerini paylaşıyor.

Sahuru Atlamak Zayıflatmaz, Metabolizmayı Yavaşlatır

Ramazan’da yapılan en büyük hataların başında, uykuyu bölmemek adına sahura kalkmamak geliyor. Birçok kişi, sadece iftardan iftara beslenerek kilo verebileceğini düşünse de gerçek aslında tam tersidir. Uzman Diyetisyen Omuzlu, sahurun kan şekeri dengesindeki hayati rolüne vurgu yapıyor. Sahur atlandığında, vücut 20 saati aşan bir açlık süresine maruz kalıyor ve bu durum ‘hayatta kalma moduna’ giren metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor. Sonuç ise iftarda kontrolsüzce tüketilen yüksek kalorili gıdalar ve ciddi sindirim sistemi şikayetleri oluyor.

Omuzlu’ya göre, ideal bir sahurda yüksek proteinli gıdalara yer verilmelidir. İki adet haşlanmış yumurta, tuzsuz zeytin ve sağlıklı yağ kaynağı olarak yarım avokado, gün boyu sürecek tokluk hissinin mimarlarıdır. Beyaz ekmekten uzak durup tam buğday ekmeğini tercih etmek ise glisemik indeksi dengeleyerek ani acıkmaların önüne geçecektir. Sahur, sadece karın doyurmak değil, bir sonraki güne enerji depolama sanatıdır.

İftar Sofrasında Kan Şekeri Yönetimi ve 10 Dakika Kuralı

Bütün gün süren açlığın ardından kurulan zengin iftar sofraları, hem görsel bir şölen hem de biyolojik olarak büyük bir mide yükü oluşturabilir. Orucu açarken yapılan en kritik hata, ana yemeğe hızlıca ve yüksek tempoyla geçmektir. Omuzlu, bu noktada ‘adım adım beslenme’ stratejisini hayati bir zorunluluk olarak öneriyor. Bir adet hurma ve bir bardak ılık su ile açılan oruç, ardından bir kase çorba ile devam etmelidir.

İşte asıl can alıcı nokta burada başlıyor: Çorba içildikten sonra ana yemeğe geçmeden önce mutlaka 10 dakikalık bir ara verilmelidir. Bu mola, mideden beyne giden tokluk sinyallerinin iletilmesi için gereken biyolojik süreyi tanır. Bu sayede ‘yeme atağı’ olarak adlandırılan kontrolsüz tüketim baskılanır ve daha dengeli bir doyuma ulaşılır. İftardan hemen sonra tüketilen ağır şerbetli tatlılar yerine, sindirim sistemine zaman tanıyıp iki saat sonra meyve veya hafif sütlü tatlılara yönelmek, pankreası yormadan geceyi huzurlu geçirmenizi sağlayacaktır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir