Sıcak Bitkinliği İle Güneş Çarpması Arasındaki Farklar
Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıkları ve doğrudan güneş ışığına maruz kalmak, risk grubundaki vatandaşlar için ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Halk arasında sıkça karıştırılan sıcak bitkinliği ile güneş çarpması, klinik açıdan tamamen farklı durumlara işaret ediyor. Sıcak bitkinliğinde aşırı terleme, halsizlik ve bitkinlik görülürken kişinin bilinci yerindedir. Güneş çarpması ise vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı, terlemenin durduğu, cildin kuruyup ısındığı, bilinç bulanıklığı ve bayılmanın yaşandığı acil bir tıbbi durumdur. Vücudun ısı kontrol sisteminin tamamen devre dışı kaldığını gösteren bu tablo karşısında vakit kaybetmeden acil yardım çağrılmalıdır.
Güneş Çarpmasında İlk Müdahale Nasıl Yapılmalı?
Güneş çarpması geçiren bir hastaya yapılacak ilk yardım hayati önem taşımaktadır. Hastanın derhal gölge ve serin bir yere taşınması, sıkan giysilerinin gevşetilmesi kritik adımdır. En doğru soğutma yöntemi, vücuda serin su püskürtüp vantilatör veya yelpaze ile buharlaşma sağlamaktır. İlk müdahalede hastayı buzlu suya sokmak yapılan en büyük hataların başında gelir. Şok etkisi yaratan ani soğuk, damarların daralmasına yol açarak iç sıcaklığın düşmesini engeller. Bilinç kaybı yaşayan kişilere ağız yoluyla sıvı içirmeye çalışmak da sıvının soluk borusuna kaçmasına sebep olabileceği için son derece tehlikelidir.
Kronik Hastalığı Olanlar İçin Kritik Saat Uyarısı
Kalp, tansiyon ve diyabet hastaları, yüksek sıcaklıkların olumsuz etkilerine karşı açık hedef konumundadır. Aşırı sıcaklar, insan vücudundaki su ve mineral dengesini hızla bozabilir. Tansiyon ve kalp ilaçları susuzluğa karşı verilen doğal tepkileri maskeleyebilir, diyabet hastalarında ise kan şekeri dengesi bozulabilir. Susuzluk hissini geç algılayan ve terleme sistemi düzgün çalışmayan risk altındaki bireylerin, güneşin dik açıyla geldiği saat 11.00 ile 16.00 arasında sokağa çıkmaması gerekmektedir.
İyileşme Sürecinde Hemen Eski Rutine Dönmeyin
Güneş çarpmasının vücuttaki olumsuz etkileri anında kaybolmaz. Isı dengesini sağlayan mekanizmalar zorlandığı için beden birkaç gün boyunca sıcağa karşı aşırı duyarlı kalır. Kişi ertesi gün kendisini iyi hissetse dahi tekrar güneşe çıkmak çok daha ağır bir kriz tablosuna yol açabilir. Bu sebeple vakadan sonra en az iki ya da üç gün boyunca dinlenmek, serin ortamlarda kalmak ve kaybedilen sıvıyı zamana yayarak geri kazanmak şarttır.
Sıcak Havalarda Sadece Su İçmek Yeterli Değil
Terleme yoluyla vücuttan sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de atılır. Yoğun terleme sonrası sadece su içilmesi, kandaki sodyum miktarını kritik seviyelere düşürebilir. Bu nedenle yazın suyun yanı sıra mineralli su veya ayran gibi elektrolit içeren içecekler tüketilmeli, şekerli ve asitli içeceklerden uzak durulmalıdır. Baş dönmesi, halsizlik ya da şuur kaybı gibi belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden en yakın hastaneye başvurulmalıdır.
Kaynak: Konyayenigun






