Şüpheli Ölümde Hukuk Skandalı
Eskişehir’de 2022 yılında ikinci kattaki dairesinin penceresinden düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Zerin Kılınç dosyasında, adalete olan güveni sarsan inanılmaz bir ihmal zinciri ortaya çıktı. ‘İntihar mı, cinayet mi?’ sorusuyla kamuoyunun gündeminden düşmeyen davada, yerel mahkemenin verdiği beraat kararı Yargıtay tarafından onandı. Ancak asıl fırtına, davanın en kritik delilleri olan bilgisayar ve harddiskin iadesi sürecinde koptu.
Kritik Deliller İncelenmeden Sanığa Teslim Edildi
Zerin Kılınç’ın ailesi ve avukatları, olayın aydınlatılması için evde bulunan masaüstü bilgisayarın ve harddiskin mutlaka incelenmesi gerektiğini defalarca vurguladı. Yargılama süreci boyunca bu talepler karşılık bulmadı. Beraat kararının kesinleşmesinin ardından, ailenin avukatı Ahmet Seyhan 13 Mayıs tarihinde bu cihazların kendilerine iade edilmesi için başvuru yaptı. Fakat adli emanet bürosundan gelen haber şok etkisi yarattı. Davanın kilit delili olan bilgisayar ve harddisk, başka bir suçtan dolayı cezaevinde bulunan sanık Yılmaz Sazak’a gönderildi.
Adliyede ‘Yetki’ Karmaşası ve İtirazlar
Skandalın ortaya çıkmasının ardından Avukat Seyhan, Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bu kabul edilemez hatanın düzeltilmesini istedi. Ancak mahkeme, iade işleminin infaz sorumluluğunun Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nda olduğunu belirterek talebi reddetti. Adliye koridorlarında adeta bir ‘topu birbirine atma’ yarışı başlarken, Kılınç ailesi hem bu hukuksuzluğa hem de sorumlu personellere karşı hukuk savaşı başlattı. Adliye çalışanları hakkında görevi ihmal iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu.
Şüpheler Hiçbir Zaman Aydınlanmadı
Zerin Kılınç, 20 Haziran 2022 gecesi saat 21.34 sularında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Sevgilisi Yılmaz Sazak hakkında ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan dava açılmış ancak mahkeme ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesini işleterek sanığı serbest bırakmıştı. Aile ise başından beri delillerin karartıldığını ve yeterli inceleme yapılmadığını savunuyordu. Son yaşanan ‘yanlış adrese delil teslimi’ olayı, Türk yargı tarihinde eşine az rastlanır bir skandal olarak kayıtlara geçti. Şüpheli ölümün üzerindeki karanlık perde, delillerin de ‘el değiştirmesiyle’ daha da derinleşti.
Vatandaşın Adalet Beklentisi Yara Aldı
Bu tür ihmaller, sadece bir ailenin değil, toplumun adalete olan inancını da derinden sarsıyor. Bir kadının hayatını kaybettiği bir dosyada, incelenmesi talep edilen cihazların sanığın eline verilmiş olması, geri dönülemez bir hak kaybına yol açıyor. Şimdi gözler, adli emanet birimindeki bu büyük hatanın sorumlularına kesilecek cezaya çevrildi.






