Tahran’da İstifa Sesleri Yükseliyor
Küresel siyasetin merkezinde yer alan ABD ve İran arasındaki gerilimde tarihi bir eşiğe gelindi. ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki yeni mutabakatın 14 Haziran Pazar günü resmen imzalanacağını duyurdu. Bu hamlenin en stratejik sonucu ise dünya enerji koridorunun kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’nın derhal uluslararası trafiğe açılacak olması. Trump’ın açıklamaları piyasalarda büyük yankı uyandırırken, İran tarafında durum oldukça karmaşık bir hal aldı.
Tahran sokaklarında ve siyasi kulislerde anlaşmanın içeriği ciddi bir infial yarattı. Muhalif gruplar ve dini lider Mücteba Hamaney’e yakın çevreler, belirlenen kırmızı çizgilerin ihlal edildiğini savunuyor. Anlaşma metninde yer alan maddelerin, Hamaney tarafından dikte edilen şartları taşımadığı iddiası İran kamuoyunu ayağa kaldırdı. Bu durum, ülkenin dış politika yönetiminde derin çatlaklara yol açtı.
Özellikle Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf hedef tahtasına oturtuldu. Protestocu gruplar, ulusal çıkarların korunamadığını öne sürerek bu iki ismin derhal görevden ayrılmasını talep ediyor. Siyasi istikrarsızlık ve sokak hareketleri, imza töreni öncesinde Tahran yönetimini zor durumda bırakıyor.
Bölgedeki tek sıcak gelişme diplomatik masada yaşanmıyor. Lübnan merkezli Hizbullah, İsrail’in saldırılarına sert bir karşılık verdi. İsrail’in kuzey bölgelerinde insansız hava araçları ve füze hareketliliği nedeniyle siren sesleri susmak bilmedi. Bu askeri hareketlilik, Trump’ın imza töreni öncesinde bölgedeki dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Sıradan vatandaşlar için bu gelişmelerin en somut etkisi enerji piyasaları üzerinde hissedilecek. Hürmüz Boğazı’nın açılması, küresel petrol arzının normale dönmesi ve dolayısıyla akaryakıt fiyatlarında küresel bir rahatlama beklentisi doğuruyor. Ancak İran içindeki huzursuzluğun bir iç çatışmaya evrilme ihtimali, bu iyimser tabloyu gölgeleyen en büyük risk faktörü olarak öne çıkıyor.
Diplomatik kaynaklar, 14 Haziran’da atılacak imzaların ardından Orta Doğu’da yeni bir düzenin kurulacağını öngörüyor. İsrail ve Hizbullah arasındaki tırmanan gerilimin bu süreci nasıl baltalayacağı ise henüz bilinmiyor. Bölge, hem diplomatik hem de askeri kanatta son yılların en kritik saatlerini yaşıyor.
Kaynak: Hürriyet






