Beyaz Saray’ın koridorlarında esen rüzgarlar, sıradan bir başkanlık döneminin çok ötesinde bir arayışa işaret ediyor. İki yıl içinde tam üç kez suikast girişiminden sağ kurtulan Donald Trump, 80 yaşına basarken “dünya barışı” maskesinin ardında bambaşka bir ajanda yürütüyor. Bu hamleler sadece günü kurtarmaya yönelik siyasi manevralar değil; tamamen tarihe geçme, silinmez bir miras bırakma mücadelesidir. Dünyanın en güçlü koltuğunda oturan bir liderin, ölüme bu kadar yaklaştıktan sonra nasıl bir güç konsolidasyonuna gittiğini anlamak için attığı adımların perde arkasını incelemek gerekiyor.
Tahran’ı Masaya Oturtan Gizli Kıskaç
Washington ve Tahran arasındaki gerilim hattında aylardır süren kapalı kapı diplomasisi, nihayet kritik bir dönüm noktasına ulaştı. Trump yönetimi, ekonomik yaptırımları ve askeri caydırıcılığı bir silah gibi kullanarak İran’ı köşeye sıkıştırdı. Hafta sonu imzalanması beklenen yeni nükleer anlaşma, sadece bir diplomatik başarı değil, Tahran’ın nükleer heveslerini tamamen baltalayan tarihi bir pranga olarak planlanıyor. Trump, seleflerinin başaramadığı “İran’ı dize getiren lider” imajını küresel sisteme kabul ettirmek istiyor. Bu durum, bölgedeki tüm dengeleri değiştirebilecek güçte bir hamledir.
Orta Doğu’da İbrahim Anlaşmaları Çıkmazı
Trump’ın vizyonu sadece İran ile sınırlı kalmıyor. İlk döneminde başlattığı İbrahim Anlaşmaları’nı genişleterek İsrail ile Arap dünyası arasındaki buzları tamamen eritmeyi hedefliyor. Ancak bu planın karşısında devasa bir duvar var: Suudi Arabistan ve Katar. Körfez ülkeleri, bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan kalıcı bir normalleşmenin imkansız olduğunu açıkça ilan etti. Trump ise bu direnci kırmak için perde arkasında büyük tavizler ve garantiler sunduğu diplomatik bir rüşvet mekanizması işletiyor. Amacı, yüzyıllardır süren bu kadim düşmanlığı kendi döneminde bitiren tek lider olmak.
Silikon Vadisi ile Çin’e Karşı Küresel Savaş
Geleceğin savaşları artık sadece cephede değil, veri merkezlerinde ve yarı iletken fabrikalarında veriliyor. Trump, Çin ile girilen teknoloji yarışını ulusal bir beka meselesi olarak görüyor. Pekin ziyaretine Elon Musk, Tim Cook ve Jensen Huang gibi teknoloji imparatorluğunun sahipleriyle çıkarma yapması tesadüf değil. Yapay zeka teknolojisinde mutlak üstünlüğü ele geçirmek, askeri ve ekonomik hegemonyayı yüz yıl boyunca garantilemek anlamına geliyor. Trump, Amerikan kapitalizminin devlerini arkasına alarak Pekin’in yükselişini durduracak nihai darbeyi vurmaya hazırlanıyor.
Destekçileri arasında “Tanrı tarafından korunan lider” miti her geçen gün yayılırken, bu durum Trump’ın kararlarındaki radikalliği daha da artırıyor. Ölümden dönen bir siyasetçinin, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış gibi attığı bu cesur adımlar, küresel sistemi yeniden inşa etme girişiminin en net kanıtıdır.
Kaynak: Hürriyet






