Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), sınırları içerisindeki egemen İngiliz üslerinin kontrolü konusunda Londra yönetimi ile karşı karşıya geldi. İngiltere’de yükselişe geçen aşırı sağcı dalga ve Reform UK lideri Nigel Farage’ın olası bir başbakanlık senaryosu, Lefkoşa’da ciddi güvenlik endişelerini beraberinde getirdi. Rum yönetimi, İngiliz askeri üslerinin olası bir bölgesel savaş durumunda üçüncü ülkelere yönelik saldırılarda tek taraflı olarak kullanılmasını önlemek amacıyla İngiltere’den resmi güvence talep ediyor.
Orta Doğu’daki Gerilim Ada’yı Vurdu
Kıbrıs’ta bulunan İngiliz askeri üslerinin statüsü, bölgedeki jeopolitik gelişmelerle doğrudan ilişkili bir seyir izliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, söz konusu üslerin ABD tarafından İran’a yönelik hava harekatlarında kullanılmasına başlangıçta karşı çıkması, ardından ise sadece sınırlı savunma amaçlı kullanıma onay vermesi tartışmaları alevlendirmişti. Ancak İngiltere’de gerçekleştirilen yerel seçimlerde aşırı sağcı partilerin güç kazanması, gelecekteki hükümet politikalarının çok daha agresif olabileceği endişesini doğurdu. Rum yetkililer, Farage liderliğindeki bir İngiltere’nin, Kıbrıs’ın güvenliğini göz ardı ederek üsleri doğrudan çatışma bölgelerine operasyonel destek sağlamak amacıyla kullanmasından çekiniyor.
Güvenlik Tehditleri ve Alınan Önlemler
Rum kesiminin endişeleri sadece teorik bir siyasi senaryoya dayanmıyor. ABD ve İsrail’in İran ile yaşadığı gerilimin ardından, Akrotiri Hava Üssü’ne yönelik gerçekleştirilen insansız hava aracı (İHA) saldırıları, adadaki askeri varlıkların doğrudan hedef haline gelebileceğini gösterdi. Yaşanan bu somut tehditlerin ardından İngiltere Savunma Bakanlığı, bölgedeki askeri tahkimatını artırma kararı aldı. Ocak ayından bu yana üslere gelişmiş radar sistemleri, İHA savar savunma araçları ve hızlı jetler sevk edildi. Ancak bu askeri güç yığınağı, bölgedeki tansiyonu düşürmek yerine GKRY üzerindeki güvenlik baskısını daha da artırıyor.
1960 Anlaşması ve Üslerin Hukuki Statüsü
İngiltere’nin Kıbrıs’taki askeri varlığı, adanın bağımsızlığını kazandığı 1960 yılındaki Kıbrıs Kuruluş Anlaşması’na dayanıyor. Bu anlaşma uyarınca Akrotiri ve Dikelya bölgeleri, doğrudan İngiliz egemen toprağı olarak kabul ediliyor. Bunun yanı sıra Troodos Dağı’nda bulunan stratejik radar istasyonu ile adanın farklı noktalarında yaklaşık 40 askeri tesis ve kontrol noktası hakkı bulunuyor. Şu an için bu tesislerden sadece 15 tanesi aktif olarak faaliyet gösteriyor. Egemen üs statüsü nedeniyle GKRY hükümeti, bu topraklarda doğrudan söz hakkına sahip olmasa da, kendi toprak bütünlüğünü tehdit edecek olası askeri adımlara karşı uluslararası diplomasi trafiğini hızlandırmış durumda.
Kaynak: Hürriyet






