Ortadoğu’da Tansiyonu Yükselten Gelişmeler
Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan son olaylar, uluslararası diplomaside büyük bir hareketliliğe neden oldu. Türkiye de dahil olmak üzere sekiz ülke, kutsal mekandaki ihlallere karşı ortak bir deklarasyon yayımlayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Aşırılık yanlısı grupların, güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa avlusuna girmesi ve burada provokatif eylemlerde bulunması bardağı taşıran son damla oldu.
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, yaşanan bu olayları en sert dille kınadıklarını ortak bir metinle duyurdu. Kutsal mekanın tarihi ve hukuki statüsünün açık bir şekilde çiğnendiğini belirten bakanlar, bu tür eylemlerin sadece bölge barışını değil, küresel istikrarı da doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.
Kudüs’ün Tarihi Statüsü Tehdit Altında
Yayımlanan ortak bildiride, Doğu Kudüs’teki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının dokunulmazlığına dikkat çekildi. İşgalci gücün, bölgenin demografik ve kültürel yapısını değiştirmeye yönelik sistematik adımları, diplomatik temsilciler tarafından kesin bir dille reddedildi. Kudüs’ün tarihi statüsünün korunmasında Ürdün’ün Haşimi vesayetinin üstlendiği özel role atıfta bulunulan açıklamada, bu dengenin bozulmasının çok daha büyük krizlere zemin hazırlayacağı uyarısı yapıldı.
144 Dönümlük Alan Yalnızca Müslümanlara Ait
Bakanlar, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına dayanarak, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının sadece Müslümanların ibadetine ayrılmış bir yer olduğunu tekrar ilan etti. Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin tek yasal merci olduğunun altı çizilerek, buradaki giriş çıkışların ve idari işlerin sadece bu kurum tarafından yönetilmesi gerektiği belirtildi. Yapılan baskınlar ve bayrak açma gibi provokatif girişimlerin uluslararası yükümlülükleri hiçe saydığı ifade edildi.
İki Devletli Çözüm Tek Çıkış Yolu
Bölgedeki şiddet sarmalının sona ermesi ve kalıcı huzurun tesisi için tek yolun iki devletli çözüm olduğu bir kez daha vurgulandı. Bildiride, 1967 sınırları esas alınarak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasının ertelenemez bir ihtiyaç olduğu ifade edildi. Sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Filistin halkının meşru haklarını sonuna kadar destekleyeceklerini ve bu doğrultuda atılacak her diplomatik adıma katkı sunacaklarını duyurdu. Bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmaması adına ilgili tüm uluslararası aktörlerin sorumluluk alması gerektiği çağrısıyla bildiri son buldu.
Kaynak: Hürriyet






