Batı’nın Zihinsel Hegemonyası Çatırdıyor
Dışarıda ABD-İsrail saldırganlığı, içeride ise bitmek bilmeyen siyasi polemikler ve yolsuzluk iddialarıyla boğulurken, aslında burnumuzun dibinde devasa bir zihniyet devrimi gerçekleşiyor. Herkes Ankara kulislerindeki kısır çekişmelere odaklanmışken, İstanbul üç gündür dünyanın yeni rotasını çizen çok kritik bir foruma ev sahipliği yaptı. Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sessiz sedasız ama derinden bir sarsıntı yaşandı. Adı: Dünya Dekolonizasyon Forumu. Eğer bugün dünyada BM sisteminin neden felç olduğunu, liberal ekonominin neden tıkandığını ve demokrasinin neden can çekiştiğini anlamak istiyorsanız, İstanbul’dan yükselen bu seslere kulak vermek zorundasınız. Batı’nın 500 yıldır dünyaya dayattığı ‘tek merkezli’ dünya tasarımı artık iflas bayrağını çekti.
Esra Albayrak’tan Ezber Bozan Çıkış: Efendilik Kompleksi
Forumun en çarpıcı anlarından biri, NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak’ın yaptığı açış konuşmasıydı. Albayrak, diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan ama gerçeğin ta kendisini yüzümüze çarpan bir analiz yaptı. Batı’nın kendisini ele geçirmiş olan o meşhur ‘efendilik kompleksi’nden arınması gerektiğini söylerken aslında bir devrin kapandığını ilan ediyordu. Dikkat edin, burada mesele sadece bir karşıtlık kurmak değil. Albayrak’ın altını çizdiği nokta çok daha derin: Paris’te, Londra’da veya New York’ta üretilen bilgi artık dünyanın sorunlarına çare olmuyor. Dünya artık İstanbul’un, Cakarta’nın, Rabat’ın ve en önemlisi de bugün direnişin sembolü olan Gazze’nin bilgeliğine muhtaç. Sömürgeci aklın ruhsatlarını iptal etme vakti geldi de geçiyor bile.
Zihinlerin İşgali Toprak İşgalinden Daha Tehlikeli
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan da meseleyi tam kalbinden yakaladı. Yıllardır söylüyoruz; bir ülkeyi askerle işgal edebilirsiniz ama o milletin zihnini işgal etmedikçe tam olarak kazanamazsınız. Geçen yüzyılda pek çok devlet bağımsızlığını kazandı, bayraklarını dikti ama zihinlerdeki o görünmez prangalar bir türlü sökülüp atılamadı. İşte İstanbul’daki bu forum, o prangaları parçalamak için atılmış küresel bir adımdır. Kendi zihnimizle, kendi kabulleimizle yüzleşmeden gerçek bir bağımsızlıktan söz edemeyiz. Bu, sadece bir entelektüel tartışma değil, Türkiye’nin ‘yeni siyasetin’ merkezi olma iddiasının ete kemiğe bürünmüş halidir. Batı’nın sunduğu o dar perspektifi reddetmeyen bir toplum, kendi geleceğini inşa edemez.
Dünyanın Dev İsimleri İstanbul’da Buluştu
Şu listeye bir bakın: Walter Mignolo’dan Frantz Fanon’un kızı Mireille Fanon Mendes-France’a, Salman Sayyid’den Mecid Mecidi’ye kadar sömürgecilik karşıtı düşüncenin yaşayan efsaneleri İstanbul’daydı. Bu isimlerin aynı masada buluşması, Türkiye’nin sadece enerji yollarının veya lojistik koridorların değil, yeni dünyanın ‘fikir koridoru’ olduğunun en net kanıtıdır. Eğer biz hala ‘içeride kim ne dedi’ diye birbirimizi yerken bu büyük resmi kaçırırsak, tarih bizi affetmez. İstanbul, Doğu ile Batı arasında sadece coğrafi bir köprü değil, artık küresel adaletin kurucu merkezi olarak konumlanıyor. Batı merkezli eski dünya can çekişirken, yeni dünya İstanbul’un bu cesur çıkışıyla nefes alıyor. Oyunun kuralları yeniden yazılıyor ve bu kez kalemi İstanbul tutuyor.