Londra’nın Aracılık Devri Kapanıyor mu?
Yüzyıllardır küresel ticaretin ve finansın görünmez hakimi olan Londra, bugünlerde derin bir endişe içinde. İngiltere’nin tarihsel gücü, büyük devletler arasındaki çatışmalarda ‘dengeleyici’ olmasından ve krizleri yöneten finans merkezi konumundan geliyordu. Ancak Washington ile Pekin arasındaki buzların erime ihtimali, bu eski imparatorluk bakiyesinin oyun dışı kalmasına yol açabilir. Zira iki dev güç doğrudan konuşmaya başladığında, aracıya duyulan ihtiyaç ortadan kalkıyor.
İngiliz basının, özellikle de BBC’nin son dönemdeki alaycı ve sorgulayuücu tavrını bu perspektiften okumak gerek. Eğer ABD ve Çin; teknoloji standartlarından enerji hatlarına, yeni para sistemlerinden gümrük tarifelerine kadar geniş bir yelpazede uzlaşırsa, İngiltere’nin yıllardır inşa ettiği finansal ağlar işlevsiz kalabilir. Londra, masanın merkezinden kenarına itilme korkusuyla yüzleşiyor.
Macron ve Afrika’daki Acı Gerçek: Türkler Geldi
Manş Denizi’nin öte yanında ise başka bir imparatorluk hayaleti can çekişiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Nairobi’deki itirafları, aslında bir dönemin resmen kapandığının ilanıdır. Macron, Afrika’da artık ‘Fransızız, bize her kapı açılır’ devrinin bittiğini kabul ederken, sahadaki rakiplerini tek tek saydı: Türkiye, Çin ve ABD. Özellikle Türkiye’nin kıtadaki yumuşak gücü, askeri iş birlikleri ve ticari çevikliği, Fransız elitlerini şaşkına çevirmiş durumda.
Fransa’nın son 25 yılda kaybettiği nüfuz, sadece bir pazar kaybı değil, aynı zamanda jeopolitik bir mağlubiyettir. Afrikalı ülkeler artık eski sömürgecilerinin buyruklarını değil, kendilerine daha rekabetçi seçenekler sunan aktörleri tercih ediyor. Türkiye’nin Afrika’daki yükselişi, savunma sanayinden altyapı projelerine kadar geniş bir sahada Paris’in alanını daraltıyor.
Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor
Dünya siyaseti, klasik ittifakların ve katı dogmaların ötesine geçiyor. Bir yanda Anglosakson dünyasının kendi içinde yaşadığı konumlanma sancısı, diğer yanda Avrupa’nın ‘eski bahçesinde’ uğradığı hezimet. Bu tablo, bize sadece devletlerin rekabetini değil, küresel sistemin kökten bir değişim geçirdiğini fısıldıyor.
İngiltere’nin Rusya ile olan ilişkilerini bile yeniden teraziye koymak zorunda kalacağı bu yeni dönemde, ‘neydim’ değil ‘ne olacağım’ sorusu başkentlerin ana gündemi haline geldi. Küresel satranç tahtasında hamle sırası artık statükoyu savunanlarda değil, sahayı yeniden tanımlayanlarda. Paris ve Londra için deniz bitti, şimdi fırtınalı sularda hayatta kalma mücadelesi başlıyor.