MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9332 ▲ %0,05
EURO 53,5192 ▲ %0,10
ALTIN 6.624,53 ▲ %0,08

CHP’de Gizli FETÖ Savaşı: İpler Tamamen Koptu!

Saray İşbirlikçisi İthamına Karşı Ağır FETÖ Suçlaması

Ankara’da siyaset kazanı sadece iç çekişmelerle değil, küresel güç dengelerinin yerel izdüşümleriyle kaynıyor. Ana muhalefet partisinin koridorlarında yaşanan son gelişme, basit bir liderlik mücadelesinin çok ötesinde, derin bir doktrin çatışmasına işaret ediyor. Güvenpark ve Genel Merkez hattında aynı anda yükselen sesler, Türk siyasetinin geleceğini yeniden şekillendirecek cinsten bir hesaplaşmanın habercisi.

Özgür Özel’in Anıtkabir’e doğru gerçekleştirdiği gövde gösterisinde kullandığı “Saray işbirlikçisi” ifadesi, parti içi kutuplaşmanın ilk kıvılcımıydı. Ancak asıl sarsıcı darbe, Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden geldi. Kılıçdaroğlu’nun “Arkamızdan sinsice sızan FETÖ ajanlarını fark edemediğim için özür diliyorum” açıklaması, yalnızca bir günah çıkarma değil, mevcut yönetimi tasfiye etmeye yönelik jeopolitik bir hamle niteliği taşıyor. Siyaset bilimi literatüründe bu tarz hamleler, iç konsolidasyonu sağlamak için dış tehdit kartını masaya sürmek olarak yorumlanır.

Kılıçdaroğlu’nun “şerefli delegeleri pavyon masalarında pazarlık konusu yapanlar” çıkışı ise partideki ahlaki erozyona yönelik çok sert bir entelektüel eleştiri barındırıyor. Bu ağır ifadeler, iki kanat arasında köprülerin tamamen atıldığını gösteriyor. Muhalefetin bu denli parçalanmış bir görüntü vermesi, bölgesel krizlerin eşiğindeki Türkiye’nin dış politika reflekslerini de zayıflatma potansiyeli taşıyor.

Güç Dengeleri ve Sessiz Çoğunluğun Bekleyişi

Meclis grubundaki aritmetik, krizin derinliğini gözler önüne seriyor. Mansur Yavaş’ın desteğini arkasına alan Özgür Özel’in yanında 45 milletvekili saf tutarken, Genel Merkez önünde Kılıçdaroğlu’na sadakatini bildirenlerin sayısı şimdilik 12 ile sınırlı kaldı. Ancak asıl kritik unsur, fırtınanın dinmesini bekleyen 90’a yakın kararsız milletvekilinin tavrıdır. Tıpkı uluslararası ilişkilerde hegemonik güçlerin çatışmasını izleyen tarafsız devletler gibi, bu vekiller de rüzgarın yönünü tayin etmeye çalışıyor.

Zamanın Kılıçdaroğlu’nun lehine işlediğini söylemek yanlış olmaz. Genel Merkez’in elindeki tüzük yetkileri ve örgüt üzerindeki bürokratik hakimiyet, kararsızların yavaş yavaş eski liderin saflarına kaymasına neden olabilir. Bu durum, Özel kanadını radikal bir karar almaya, belki de yeni bir parti kurma seçeneğini ciddi şekilde masaya yatırmaya zorlayacaktır. Ankara’daki bu derin yarılma, sadece iç siyaseti değil, ülkenin küresel ölçekteki istikrar görüntüsünü de sarsıyor.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir