Modern Ebeveynlik mi Yoksa Gelecek İflası mı?
Bakın dostlar, son yıllarda etrafımızı saran o süslü püslü ‘modern ebeveynlik’ masallarına bir de benim gözümden, yani rakamların ve toplumsal maliyetlerin penceresinden bakın. ‘Çocuğunuza asla hayır demeyin’, ‘Onu utandırmayın’, ‘Sınır koyup özgüvenini zedelemeyin’ gibi kulağa hoş gelen ama içi boşaltılmış sloganlarla bir nesil harcanıyor. Post-yapısalcı psikoloji denilen o karmaşık ambalajın içinden çıkan şey, aslında ne ebeveynlik ne de eğitim. Bu, düpedüz bir ‘gelecek iflası’ senaryosudur. Her şeyi akışkan, her şeyi inşa edilmiş sanan bu kafa yapısı, aslında toplumun en temel taşı olan disiplini ve karakter inşasını bir kenara itiyor.
Sınırsız Özgürlük Değil Kontrolsüz Savrulma
Ekonomide nasıl ki kurallar, denetimler ve sınırlar olmazsa piyasa bir bataklığa dönerse, çocuk yetiştirirken de durum aynıdır. Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, ona toplumun normlarını öğretmekten ‘özgüven kırılır’ korkusuyla kaçan ebeveynler, aslında farkında olmadan en büyük ekonomik yükü sırtlanıyor. Sınırlarını bilmeden büyüyen bir çocuk, yarın öbür gün iş hayatına atıldığında ilk ‘hayır’ cevabını aldığında ne yapacak? İlk krizde istifayı basan, en küçük zorlukta aile evine sığınan, üretmek yerine sürekli tüketen ve duygusal regülasyonunu sağlayamayan bir neslin bu ülkeye maliyetini hiç hesapladınız mı? Bu çocukların ileride ihtiyaç duyacağı psikolojik destekten, kaybolan iş gücü verimliliğine kadar fatura hepimize kesilecek.
Dere Yatağı Olmadan Su Yolunu Bulmaz
Şu meşhur ‘narrative terapi’ veya ‘anlatısal psikoloji’ denilen meselelere gelelim. Problemi kişiden ayırıp dışsallaştırmak, ‘sen suçlu değilsin, toplum suçlu’ demek bir noktaya kadar teselli edici olabilir ama gerçek dünya öyle işlemiyor. Ebeveynin asıl görevi, çocuğunu fanus içinde bir süs balığı gibi yaşatmak değil, onu dalgalı denizlerde yüzecek bir kaptan olarak yetiştirmektir. Sınır koymak, çocuğun elinden özgürlüğünü almak değil, ona güvenli bir alan inşa etmektir. Su, bir dere yatağına ihtiyaç duyar. Eğer o yatak olmazsa, su sadece etrafı çamur deryasına çeviren bir bataklığa dönüşür. Bugün ebeveynlerin o ‘modern’ dedikleri yaklaşımlarla kuruttukları o yataklar yüzünden, gelecekte koca bir toplumun karakter krizi yaşaması kaçınılmaz hale geliyor.
Gerçek Özgüven Sorumlulukla Gelir
Lafı hiç dolandırmayalım; çocuğunun her istediğini yapan, ona sınır çizemeyen ebeveynlik aslında ebeveynlik değil, bir nevi ‘duygusal hizmetçilik’tir. Gerçek özgüven, ‘aslansın kaplansın’ gazıyla değil, bir engeli aşarak, bir yanlışı düzelterek ve kurallara uyarak kazanılır. Ayıp kavramını duymayan, bir otoriteyle tanışmayan çocuk, yarın toplumun içine karıştığında sudan çıkmış balığa döner. Geleceğin ekonomisinde dirençli, sorumluluk alan ve sınırlarını bilen bireylere ihtiyaç var. Pamuklara sarılarak büyütülen, ‘hayır’ kelimesini lügatinden silen bir nesille ne ekonomik kalkınma olur ne de huzurlu bir toplum. Kısacası, bugün çocuğunuza söylemediğiniz her ‘hayır’, yarın onun hayatında telafisi imkansız birer ‘keşke’ olarak karşınıza çıkacak.