MENÜ
BIST 100 13.983,72 %0,62
DOLAR 47,3502 %0,16
EURO 53,9633 %0,10
ALTIN 6.180,31 %0,41
FAİZ 41,71 %0,53
BITCOIN 3.078.249 %0,75

Donald Trump Suudi Arabistan’a Sivil Nükleer Kapısını Açtı

Washington-Riyad Hattında Tarihi 123 Anlaşması

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programına geçişini onaylayan tarihi “123 Anlaşması”nı 22 Temmuz’da imzalayarak Riyad yönetimine kritik bir kapıyı araladı. Resmî düzeyde sivil bir enerji programı olarak nitelendirilen bu anlaşma, iki ülke arasında 30 yıllık bir dönemi kapsayan devasa bir ekonomik ve stratejik iş birliğinin önünü açıyor. Belirlenen çerçeve kapsamında Amerikan şirketleri nükleer ihalelerde öncelikli hak sahibi olacak ve Washington’a milyarlarca dolarlık bir sermaye akışı sağlanacak. İlerleyen süreçte iki ülkenin ortak incelemelerinin ardından Suudi Arabistan topraklarında bir uranyum zenginleştirme tesisinin kurulması da planlar arasında yer alıyor.

Sivil Nükleer Programların Askeri Geçmişi

Resmî tezler nükleer teknolojinin sıkı denetim altında tutulacağını ve silaha dönüştürülmeyeceğini savunsa da tarih bu tür sivil girişimlerin askeri alana evrilme potansiyeline dair çarpıcı örnekler barındırıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel liderliğini pekiştirmek isteyen ABD, 1950’li yıllarda Başkan Eisenhower döneminde başlatılan “Barış için atom” programıyla Şah yönetimindeki İran’a ilk nükleer reaktörü ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmişti. O dönem sivil amaçlarla kurulan bu altyapı, bugün Tahran yönetiminin nükleer programının temel kolonlarını oluşturuyor.

Netanyahu ve İran Hatlarında Yeni Denge Arayışı

Trump, Suudi Arabistan kartını kullanarak aralarında soğuk rüzgarlar esen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bölgedeki mutlak hareket alanını sınırlamayı hedefliyor. Tel Aviv yönetimi bu nükleer anlaşmayı büyük bir tehdit olarak değerlendirip diplomatik tepki gösterirken, Washington yönetimi Riyad’ı yeni ve güçlü bir müttefik olarak öne çıkarıyor. Trump, bu dengeleme politikasında sadece Suudi Arabistan ile yetinmeyip Türkiye’nin bölgesel gücünü de denkleme dahil ederek Netanyahu’yu iki yönlü bir baskı çemberine alıyor. Türkiye bu yeni jeopolitik haritada kritik bir denge unsuru olarak öne çıkarken Ankara’nın bölgesel manevra alanı genişliyor.

Çin’in Diplomatik Nüfuzuna Washington Darbesi

Atılan bu adım, nükleer gerilim sarmalındaki İran üzerindeki Sünni-Şii fay hattı baskısını artırırken diğer yandan Pekin’in bölgedeki varlığına doğrudan darbe vuruyor. Çin, 2023 yılında Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik bir uzlaşıya arabuluculuk yaparak kendisini Orta Doğu’nun yeni diplomatik aktörü olarak konumlandırmıştı. Ancak Amerikan nükleer teknolojisinin Riyad’a entegre edilmesiyle birlikte Çin’in bölgedeki etkisi gerilemeye başladı. Küresel sistemi hâlâ Soğuk Savaş döneminin eski kodlarıyla okumaya çalışan aktörlerin aksine, Trump’ın nükleer gücü jeopolitik bir koz olarak masaya sürdüğü bu hamle, Orta Doğu’daki ittifak dinamiklerini kökten değiştiriyor.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.