MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Doğu Afrika’da Osmanlı Mührü: Unutulan Habeş Eyaleti Gerçeği

Ankara kulislerinde bugünlerde Cumhurbaşkanı’nın Afrika ziyareti ve kıtayla kurulan yeni stratejik bağlar konuşulurken, meselenin tarihsel derinliği aslında çok daha çarpıcı gerçekleri barındırıyor. Bugün modern haritaların pek çoğunda görmezden gelinen, adeta tarihin tozlu raflarına itilen Habeş Eyaleti, aslında Osmanlı Devleti’nin 16. yüzyıldan 19. yüzyılın sonuna kadar Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’ndaki en kritik kalesiydi. Etiyopya, Somali, Eritre ve Cibuti’yi kapsayan bu devasa coğrafya, sadece bir toprak parçası değil, Hıristiyanlaşma dalgasına karşı İslamiyet’in bu topraklarda tutunmasını sağlayan bir kalkandı.

Kızıldeniz’de Büyük Oyun: Portekiz Rekabeti ve Stratejik Hamleler

1517’de Memlük Devleti’nin tarihe karışmasıyla birlikte Osmanlı, kendini bir anda Portekizlilerle kıran kırana bir mücadelenin içinde buldu. Portekiz donanmasının Habeşistan Krallığı ile ittifak kurarak bölgeyi kuşatma girişimi, İstanbul’un dikkatini bu uzak ama hayati coğrafyaya çevirmesine neden oldu. Selman ve Hüseyin Reislerin Portekiz garnizonlarını imha etmesiyle başlayan bu süreç, aslında küresel bir enerji ve ticaret savaşıydı. Uzmanlara göre, Osmanlı’nın bu müdahalesi olmasaydı, Doğu Afrika’nın kaderi Endülüs’ten farklı olmayacak, bölgedeki İslam varlığı tamamen silinecekti.

Habeşistan’ın iç kısımlarına ulaşmak hiç de kolay olmadı. 1536’da Hadım Süleyman Paşa’nın Hint seferinden dönerken Özdemir Bey ve askerlerini bölgeye bırakması, asıl hikâyeyi başlattı. Özdemir Bey, nehir filolarıyla Nil üzerinden güneye inerek kaleleri bir bir düşürdü. Ahmed el-Mücahid gibi yerel Müslüman liderlerin Osmanlı’dan yardım talep etmesi, Ankara’nın bugünkü savunma sanayii iş birliklerine benzer bir şekilde, bölgeye askeri ve teknik destek gönderilmesini sağladı. Ancak 1543’te Ahmed el-Mücahid’in şehit düşmesiyle işler bir süreliğine tersine döndü.

Bir İmparatorluk Refleksi: Altın Arayışı ve Habeş Eyaleti’nin Kuruluşu

Kanuni Sultan Süleyman’ın huzuruna 1554 yılında çıkan Özdemir Paşa, bölgenin sadece askeri değil, ekonomik önemini de anlattı. O dönemde Avrupa ve Osmanlı piyasalarında yaşanan kıymetli maden buhranı, yönetimi yeni altın kaynakları aramaya itmişti. İşte bu ekonomik zaruret ve stratejik ihtiyaçların birleşmesiyle, 1555 yılında Habeş Eyaleti resmen tesis edildi. Eyaletin merkezi olan Sevakin, ticaret yollarının kalbi haline geldi. Osmanlı belgelerinde bölge, “altının terazi ile alışveriş edildiği yer” olarak tanımlanıyordu.

Bölgedeki Türk hakimiyetinin en hazin ve vakur sayfalarından biri ise Özdemir Paşa’nın vefatıdır. Aşırı sıcaklar ve zorlu iklim şartları altında 1560’ta Debarva’da vefat eden Paşa, bir imparatorluk fedaisi olarak naaşını Massava topraklarına bıraktı. Ardından gelen oğlu Özdemiroğlu Osman Paşa, babasının mirasını devralarak eyaleti Mombasa’ya kadar genişletti. 17. yüzyıldan itibaren sömürgeci güçlerin (İngiltere ve İtalya) bölgeye sızmasıyla başlayan gerileme süreci, Osmanlı’nın son nefesine kadar yürüttüğü diplomatik protestolarla devam etti. Bugün Somali ve Etiyopya ile kurulan bağlar, aslında 500 yıllık bir Habeşistan mirasının modern izdüşümünden başka bir şey değildir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir