MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9335 ▲ %0,06
EURO 53,5186 ▲ %0,08
ALTIN 6.626,85 ▲ %0,11

Boş Konsolosluk Saldırısı: İstanbul’un İtibarını Hedeflediler!

Gizemli Saldırı: Boş Binaya Neden Kurşun Yağdı?

İstanbul Levent’te İsrail Konsolosluğu önünde dün yaşanan kanlı saldırı, ilk bakışta Tel Aviv’e yönelik bir misilleme gibi görünse de, perde arkasında çok daha karanlık bir hedef yatıyor. Üç saldırganın uzun namlulu silahlarla polis ekiplerine saldırması sonucu çıkan çatışmada bir terörist öldürüldü, iki terörist yaralı olarak ele geçirildi. İki polisimiz hafif yaralandı, ancak asıl çarpıcı gerçek, hedef alınan binanın aylardır boş olması.

Evet, yanlış okumadınız. İsrail Konsolosluğu, Gazze soykırımıyla birlikte Ankara ile Tel Aviv ilişkilerinin gerildiği 19 Ekim 2023’ten beri kapalı. İçeride aktif diplomatik kadro yok. Peki, diplomatik personel dahi bulunmayan, sembolik bir temsil noktasını hedef almak, kimin ekmeğine yağ sürmektir? Bu saldırının asıl amacı, İsrail’e mesaj vermek mi, yoksa doğrudan Türkiye’nin kalbine vurmak mıydı?

Hedef Tel Aviv Değil, Ankara

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıklamalarına göre, saldırganlardan birinin ‘dini istismar eden örgütle’ (büyük olasılıkla DEAŞ) irtibatlı olduğu tespit edildi. İzmit’ten kiralık araçla İstanbul’a gelen bu şahısların, boş bir konsolosluk binasına saldırması, mantık sınırlarını zorluyor. İsrail’in boşalttığı, koruma gereği dahi duymadığı bir noktayı vurarak Tel Aviv’e nasıl bir zarar verebilirsiniz ki?

Açık konuşalım: Bu eylem, İsrail’e değil, Türkiye’nin uluslararası arenadaki itibarına ve devlet otoritesine yönelik adi bir saldırıdır. Amaç, Türkiye’yi diplomatik misyonların hedef alındığı Pakistan ve İran gibi istikrarsız ülkeler liginde göstermek. Bu kirli oyunun arkasındaki niyet, Türkiye’nin bölgesel ve küresel yükselişini sabote etmektir.

İstanbul’un Yükselişine Çekilen Pranga

Bu saldırının zamanlaması asla tesadüf değil. Gazze’deki insanlık dramına rağmen Türkiye, diplomatik misyonları koruma ve ülkedeki eylemlerin demokratik çerçevenin dışına çıkmasına asla müsaade etmeme kararlılığını sürdürdü. Tam da bu süreçte, dünya sermayesinin güvenli liman olarak gördüğü Körfez’deki Dubai gibi şehirlerin yıldızının solduğu, İstanbul’un ise yeni cazibe merkezi olarak yükseldiği konuşulurken bu saldırı gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘finans merkezi olacak’ dediği İstanbul’da, böyle bir eylemin düzenlenmesiyle dünyaya verilmek istenen mesaj ortada: Türkiye güvensizdir, yatırıma uygun değildir. Bu, doğrudan Türkiye ekonomisine, dolayısıyla her bir vatandaşın cebine ve geleceğine yönelik bir tehdittir. Ülkenin imajını zedeleyerek, sermayenin ve fırsatların akışını engellemeyi amaçlayan bu girişim, terörün ekonomik silah olarak kullanılmasından başka bir şey değildir.

DEAŞ Gölgesi: Kimin İşine Geliyor?

Peki, DEAŞ gibi “dini istismar eden” bir örgütün böyle bir eylemi yapması kimin işine yarar? Bugüne kadar Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkeleri kana bulayan DEAŞ eylemleri, hep aynı odaklara hizmet etti: ABD ve İsrail’e. Bizzat ABD Başkanı’nın “Obama kurdu” dediği bu karanlık yapı, bölgemizdeki emperyalist işgalleri meşrulaştırdı. ABD ve bazı Avrupa devletlerinin, DEAŞ’la mücadele bahanesini kullanarak PKK-YPG’li teröristlere yaptıkları yardımların kılıfı oldu.

Sözüm ona İslam adına savaştığını iddia eden bu örgütün attığı her adımın, MOSSAD’ın propaganda savaşında uygun yere denk gelmesi bir tesadüf olamaz. Bu eylem, terör örgütlerinin nasıl küresel güçlerin piyonu olarak kullanıldığının acı bir göstergesidir. Türkiye, bu alçakça saldırılarla sindirilemez, ancak oynanan oyunun büyüklüğü ve derinliği göz ardı edilmemelidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı derinleştirirken, bu kirli ittifakın tüm bağlantıları deşifre edilmelidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir