Dünyaca ünlü aktivist ve sanatçı Yoko Ono’nun 70 yılı aşan kariyerinden 67 eseri bir araya getiren “İçses ve İçyapı” başlıklı sergi, İstanbul’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nde kapılarını açtı. Ziyaretçileri edilgen birer izleyici olmaktan çıkarıp aktif birer katılımcıya dönüştüren bu kapsamlı çağdaş sanat sergisi, 27 Aralık’a kadar müze binası ve bahçesinde incelenebilecek.
Girişteki Sıradışı Deneyim: Kendinden Geçiş
Müze girişine adım atan ziyaretçiler, doğrudan Yoko Ono’nun tasarladığı “Kendinden Geçiş” (En Trance) isimli interaktif yerleştirmeyle karşılaşıyor. Dört farklı geçiş alternatifinin sunulduğu bu bölümde; çift taraflı aynalarla kaplanmış dar bir koridor, mavi boncuklardan oluşan bir perde, kaydırak yardımıyla ulaşılan küçük bir kapı ve dar bir geçit yer alıyor. Aynalı koridor, sunduğu sonsuzluk algısıyla ziyaretçilerin en çok yöneldiği alanların başında geliyor.
Ziyaretçinin Çığlığı Sanata Dönüşüyor
Ana sergi salonunda ziyaretçileri, sanatçının 1933 yılından 2026 yılına uzanan hayatını ve sanat serüvenini özetleyen geniş bir duvar kronolojisi karşılıyor. Bu alanda ayrıca Ono’nun 1964 yılında gerçekleştirdiği efsanevi performansı “Kesme Parçası” (Cut Piece) adlı çalışmasının video kaydı sunuluyor.
Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen, izleyicinin bu sergide başrolde olduğunu belirterek, yapıtların zihinsel bir etkileşim ve bireysel hayal gücü alanı sunduğunu ifade ediyor. Bu aktif katılımın en belirgin örneklerinden biri olan “Soprano için Ses Parçası” (1961) eserinde ziyaretçiler, kurulan bir mikrofona yaklaşarak rüzgara, duvara veya gökyüzüne karşı çığlık atıyor. Bu çığlıklar belirli aralıklarla sergi salonunda yankılanıyor.
Cam Labirent ve Onarım Atölyesi
Sergideki büyük ölçekli çalışmalardan birini “Şaşırt” (Amaze, 1971) adlı enstalasyon oluşturuyor. Ziyaretçiler bu cam labirente ayakkabılarını çıkararak dahil oluyor ve labirentin tam merkezinde konumlanan bir klozetle karşılaşıyor. Küratörlüğünü Jon Hendricks’in üstlendiği sergide yer alan bir diğer interaktif çalışma ise “Onarma Parçası” (Mend Piece, 1969). Bu bölümde katılımcılar, masa başında bir araya gelerek kırık porselen parçalarını kendi yöntemleriyle onarmaya çalışıyor. Ayrıca “Benim Annem Güzel” (2004) isimli eserde ziyaretçiler, annelerine dair düşüncelerini yazıp fotoğraflarını duvara iliştirerek eserin gelişimine katkı sağlıyor.
Türkiye’den Kadınların Sesleri ‘Yükseliş’te Birleşiyor
Sergi bünyesindeki en sarsıcı bölümlerden birini, Yoko Ono’nun şiddet ve baskı gören tüm dünya kadınlarına seslendiği “Yükseliş” (Arising, 2013) isimli enstalasyon oluşturuyor. Kadınların maruz kaldıkları deneyimleri göz fotoğraflarıyla birlikte paylaştığı bu projeye, serginin İstanbul ayağıyla birlikte Türkiye’deki kadınların anonim anlatıları da eklendi.
Türkiye’den katılan ve ismini belirtmeyen bir kadının, toplu taşımadaki taciz endişelerini ve sokaklarda korkusuzca yürüyebilme talebini dile getirdiği yazılı ifadeler, duvarları kaplayan kadın gözü fotoğraflarıyla birleşerek derin bir empati alanı yaratıyor.
Kaynak: Hürriyet






