Gençleri Tehdit Eden Yeni Risk: E-Tromboz
Dünya genelinde her dört ölümden birinin arkasında yatan gizli tehlike kan pıhtılaşması, sessiz sedasız can almaya devam ediyor. Tıp literatüründe Derin Ven Trombozu (DVT) olarak bilinen toplardamar tıkanıklığı, özellikle bacaklarda başlayarak hayati organları tehdit ediyor. Genellikle basit bir kas ağrısı veya kramp ile karıştırılan bu durum, akciğer embolisine dönüştüğünde dakikalar içinde geri dönülemez sonuçlara yol açabiliyor.
Türkiye’deki genetik havuzun pıhtılaşma eğilimine (trombofili) daha yatkın olması, vatandaşlar için riski bir kat daha artırıyor. Uzmanlar, özellikle Faktör V Leiden mutasyonunun Batı toplumlarına oranla ülkemizde iki kat daha fazla görüldüğünü vurguluyor. Bu biyolojik yatkınlık; ameliyat, uzun süreli hareketsizlik veya kontrolsüz ilaç kullanımıyla birleştiğinde damar içindeki kanı bir pıhtı bombasına dönüştürüyor.
Geleneksel olarak ileri yaş hastalığı kabul edilen pıhtılaşma sorunu, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik nedeniyle artık genç nüfusu da vurdu. Bilgisayar başında geçirilen uzun saatler ve ekran bağımlılığı, “e-tromboz” vakalarını tetikliyor. Saatlerce yerinden kalkmadan oyun oynayan veya çalışan gençlerde, kan akışının yavaşlaması sonucu ani pıhtı oluşumları gözlemleniyor. COVID-19 sonrası dönemde damar yapısındaki bozulmaların devam etmesi de bu tabloyu daha ağır hale getiriyor.
Pıhtı belirtilerini doğru okumak hayati önem taşıyor. Tek taraflı bacak şişliği, yürürken artan zonklama, ciltte kızarıklık ve sıcaklık hissi en önemli uyarıcılar arasında bulunuyor. Ancak uzmanlar, pıhtı yaşayanların büyük bir kısmında şişlik görülmediğini, sadece geçmeyen bacak ağrısının bile ciddiye alınması gerektiğini hatırlatıyor. Nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi şikayetler ise pıhtının akciğere ulaştığının en net göstergesi olarak kabul ediliyor.
Sülük tedavisi veya hacamat gibi bilimsel olmayan yöntemlerin bu vakalarda uygulanması doğrudan hayati risk barındırıyor. Mekanik baskı yapan bu işlemler, damar duvarına tutunan pıhtıyı yerinden kopararak kalbe ve akciğere gönderiyor. Aynı şekilde, bir uzmana danışmadan “kan sulandırır” mantığıyla bilinçsizce aspirin kullanmak, asıl tedaviyi geciktirerek hastaları ölümcül bir riskle baş başa bırakıyor. Sağlıklı kiloda kalmak, bol su içmek ve uzun süreli oturmalardan kaçınmak bu sinsi düşmana karşı en etkili korunma yolları arasında yer alıyor.
Kaynak: Hürriyet






