MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Hatay’da Travmayı Dansla Yıkmak: Ekin Bernay Anlattı

Enkazın Altındaki Sessiz Çığlık: Hareketin Gücü

Hatay’da beton yığınlarını kaldırmak işin en kolay kısmıydı; asıl mesele o enkazın altında ezilen çocuk ruhlarını yeniden ayağa kaldırmaktı. Bugün Hatay dendiğinde akla gelen ilk şey yeniden inşa edilen binalar olsa da, o binaların içinde yaşayan çocukların sinir sistemleri hala 6 Şubat sabahında asılı duruyor. Dans ve hareket psikoterapisti Ekin Bernay’ın Antakya’daki girişimi, sadece bir sanat etkinliği değil, bir rehabilitasyon haykırışıdır. Travma, kelimelerle ifade edilemediğinde bedene hapsolur. Bernay, o çocukların bedenlerine hapsolan korkuyu hareketle dışarı çıkarma cesaretini gösteriyor.

Bedene Hapsolan Korku Neden Sadece Konuşarak Geçmez?

Klasik psikolojik destek yöntemlerinin tıkandığı noktada somatik deneyimleme ve hareket terapisi devreye girer. Çocuklar yaşadıkları felaketi anlatacak kelimelere sahip olmayabilirler, ancak o titreme, o donup kalma hali hala kaslarında yaşıyor. Koç Umutkent’te gerçekleştirilen atölyeler, çocuklara güvenli bir alan sunarken aslında onlara ‘bedeninin kontrolü hala sende’ mesajını veriyor. Bernay’ın Londra’daki Roehampton Üniversitesi’nden getirdiği klinik disiplin, burada bir oyun gibi görünse de aslında derin bir sinir sistemi regülasyonu sağlıyor. Bir paraşütün altında rüzgar yaratmak, sadece eğlence değil; dış dünyadaki kaosa karşı bir kontrol mekanizması kurmaktır. Çocukların ‘bir daha ne zaman geleceksiniz’ sorusu, aslında bölgedeki derin duygusal açlığın en net kanıtıdır.

Human Was: İnsanlıktan Geriye Ne Kaldı?

Sanatçının Arter’de sahneleyeceği ‘Human Was’ (İnsan Neydi) performansı, Hatay’daki bu iyileşme sürecinin aslında madalyonun diğer yüzüyle birleştiği nokta. Bernay, klinik çalışmaları bir kenara bırakıp sanatın dönüştürücü gücüne sığındığında, aslında hepimizin içindeki o ‘kaybolmuş insanı’ arıyor. Modern dünyanın kaygıları, doğal afetlerin yarattığı nihilizm ve insanın varoluşsal sancısı bu performansın merkezinde. 12 performansçı sahnede sadece dans etmiyor; hepimizin adına ‘hala insan mıyız?’ sorusunu soruyor. Hatay’daki çocukların hayata tutunma refleksiyle Arter’deki sahnenin entelektüel karanlığı arasındaki o ince çizgi, aslında Türkiye’nin çıplak gerçekliğidir.

Geçici Çözümler Değil Süreklilik Gerekiyor

Mesele bir kere gidip dans etmek, bir fotoğraf karesine gülümsemek değil. Ekin Bernay’ın da altını çizdiği gibi, oradaki çocukların en büyük korkusu unutulmak. Bu, bölgedeki sosyal projelerin en zayıf halkasına, yani sürdürülebilirliğe atılmış bir tokattır. Sanat ve terapi, bir kerelik bir lütuf gibi sunulduğunda iyileştirmek yerine terk edilmişlik hissini derinleştirir. Eğer toplumsal bir dönüşümden ve iyileşmeden bahsediyorsak, bu profesyonel dokunuşların süreklilik kazanması zorunluluktur. İyileşme süreci bir sprint değil, uzun bir maratondur ve biz henüz yolun başındayız. Sanatın iyileştirici gücü, sadece salonlarda değil, enkazın tozunun hala havada asılı kaldığı sokaklarda hayat bulmalıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir