Fenerbahçe Kazandı Ama…
Ligde geçen hafta, futbolseverlerin nefeslerini tuttuğu derbilerle tam anlamıyla bir ‘alev topuna’ dönüştü. Özellikle Fenerbahçe’nin Beşiktaş karşısında son dakika penaltısıyla aldığı galibiyet, hem sarı-lacivertli camiada büyük sevinç yaratırken, hem de taraftarlar arasında ‘iyi mi oynadık kötü mü’ tartışmasını başlattı. Konsey üyelerimizden Güntekin Onay, aslında Fenerbahçe’nin hücum hattında Talisca, Musaba ve Nene gibi isimlerin yetersiz kaldığını, ancak Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki korkunç performansının bu galibiyette büyük rol oynadığını belirtiyor. Yani, “Fenerbahçe kazandı ama Beşiktaş daha kötüydü” diyenler hiç de haksız sayılmaz.
Mehmet Arslan ise skora rağmen Fenerbahçe’nin iyi oynamadığını, sadece ‘mükemmele yakın mücadele’ ettiğini vurguluyor. Asensio’nun sakatlığı gol verimliliğini düşürse de, asıl soru işareti, Fred’in form düşüklüğü ve bu halde bile nasıl sahada kalabildiği. Fred’in fiziksel ve mental olarak ne denli etkilendiği, taraftarların da sıkça dillendirdiği bir konu. Fırat Aydınus ise 50-70. dakikalar arasında kurulan baskının Fenerbahçe’nin kalitesini gösterdiğini ama fırsatları kaçırmanın strese yol açtığını belirtiyor. Bu da büyük maçlarda Fenerbahçe’nin ‘sabırsızlık’ problemine parmak basıyor. Uğur Meleke’ye göre ise bu maç, Tedesco’nun Gaziantep maçıyla başlayan, daha dengeli ve stabil üçüncü fazının bir ürünüydü. Yani aslında Fenerbahçe, bir dönüşümün ortasında, zorlu engelleri aşmaya çalışıyor.
Galatasaray Şoka Girdi: Osimhen’sizlik Bir Felaket Mi?
Haftanın belki de en çok konuşulan olayı ise Galatasaray’ın Trabzonspor deplasmanındaki şok mağlubiyetiydi. Bu yenilgi, sadece 3 puan kaybı değil, psikolojik olarak da sarı-kırmızılı camiada büyük bir kırılma yarattı. Mehmet Arslan, aylar öncesinden yaptığı uyarıyı hatırlatarak, Osimhen’in varlığının Galatasaray için hem büyük bir güç hem de ‘B planı’ geliştirmeyi engelleyen bir dezavantaj olduğunu söylüyor. Gerçekten de Trabzonspor maçında Osimhen’in yokluğunda Galatasaray’ın ofansif anlamda ne kadar sıkıntı yaşadığı ayan beyan ortaya çıktı. Ayrıca, Mauro Icardi’nin zihnen, ruhen ve fiziksel olarak takımdan koptuğu tespiti, bu krizi daha da derinleştiriyor.
Fırat Aydınus da bu mağlubiyetin sadece bir puan kaybı olmadığını, Göztepe maçının artık yarışın yönünü belirleyecek bir viraj haline geldiğini belirtiyor. Osimhen’siz Galatasaray’ın daha yavaş, daha durağan kaldığı ve ortalarda, ikinci toplarda, fiziksel mücadelede ciddi eksiklikler yaşadığı apaçık ortada. Rakip savunmaların Osimhen gibi sürekli arkaya koşu yapan bir oyuncu olmayınca daha rahat öne çıkabildiğini hepimiz gördük. Uğur Meleke, Galatasaray’ın Trabzon’daki oyununun puanı hak etmediğini söylerken, Ozan Tufan-Folcarelli ikilisinin orta sahada üstünlük kurduğunu vurguluyor. Icardi’nin maç boyunca topla sadece 11 kez buluşması ise, forvet hattındaki derin krizi gözler önüne seriyor. Güntekin Onay, Osimhen’in yokluğunun yanı sıra Icardi’nin yetersizliği ve Sara’nın eksikliğinin de Galatasaray’ın orta sahasını çökerttiğini ifade ediyor. Eğer Osimhen uzun süre sahalardan uzak kalacaksa, Okan Buruk’un acilen bir formül üretmesi şart!
Beşiktaş’ın ‘Tek Devrelik Oyun’ Sendromu
Kadıköy’deki derbide Beşiktaş’ın performansı, siyah-beyazlı taraftarlar arasında tam bir ‘kâbus’ olarak nitelendiriliyor. İlk yarıda aktif ve dirençli görünen Kartal, ikinci yarıda adeta sahada yok oldu. Güntekin Onay, Murillo’nun oyundan çıkışının ardından Gökhan’ın olağanüstü kötü oyunu ve orta sahadaki kopukluğun Beşiktaş’ı felakete sürüklediğini belirtiyor. Sergen Yalçın’ın Gökhan ve Mustafa gibi oyuncuların Beşiktaş seviyesinde olmadığını görmesi gerektiğini vurguluyor. Elinde Djalo veya Emirhan gibi alternatifler varken neden bu tercihlerde ısrar edildiği ise büyük bir soru işareti.
Uğur Meleke, Sergen Yalçın döneminin meşhur ‘tek devrelik oyun’ probleminin bu maçta da kendini gösterdiğini ifade ediyor. Fenerbahçe’nin ikinci yarıdaki gol beklentisi ve şut üstünlüğü, maçın aslında nasıl tek taraflı hale geldiğinin kanıtı. Mehmet Arslan, Sergen Yalçın’ın stratejisinin ilk yarı için doğru olduğunu ancak elindeki kadronun bu plana yeterince hizmet edemediğini düşünüyor. Fırat Aydınus ise Beşiktaş’ın ilk yarıdaki agresif baskı ve hızlı hücum planının işlediğini ancak ikinci yarıda fiziksel düşüşle kontrolü tamamen kaybettiğini belirtiyor. Ersin’in kurtarışları skoru korusa da, oyunun kaybedildiği gerçeğini değiştirmiyor.
Trabzonspor Yükselişte: Fatih Tekke Mucizesi mi?
Haftanın belki de en sürpriz ve takdir edilesi performansı Trabzonspor’dan geldi. Batagov, Oulai ve Muci gibi üç kritik eksiğine rağmen Galatasaray’ı deviren bordo-mavililer, yarışta ‘ben de varım’ mesajı verdi. Fırat Aydınus, Trabzonspor’un artık sürpriz yapan değil, ciddiye alınması gereken bir aday olduğunu, ancak bu büyük maç performansını küçük maçlara da yayması gerektiğini vurguluyor.
Mehmet Arslan’a göre bu sezonun en büyük kazanımı Fatih Tekke. Kısıtlı kadrosuna rağmen İstanbul’un üç büyüklerine karşı olağanüstü bir teknik direktörlük sergilemesi, Trabzonspor camiasının onu ‘sarıp sarmalaması’ gerektiğinin bir işareti. Güntekin Onay, Fatih Tekke’nin Anthony Nwakaeme tercihi ve Paul Onuachu’nun ‘Süper Lig’in bug’ı’ gibi durdurulamaz bir santrafor olduğunu belirtiyor. Onuachu sahada olduğu sürece Trabzonspor’un her türlü problemi çözebileceği, yeter ki takım savunmasını iyi yapsın. Uğur Meleke ise ligi kaçıncı bitirirse bitirsin, Fatih Tekke’nin şimdiden ‘sezonun teknik adamı’ olduğunu ilan ediyor. Ozan Tufan-Folcarelli orta sahasının bu performansta kilit rol oynadığı da aşikâr. Trabzonspor, bu galibiyetle sadece puan değil, aynı zamanda büyük bir özgüven kazandı ve zirve yarışına yeni bir soluk getirdi.






