Yoğun Bakım Ünitesinde 6 Yıllık Büyük Mücadele
Türkiye iç sularındaki biyoçeşitlilik alarm veriyor. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülkemizdeki iç su balık türlerinin neredeyse üçte birinin nesli ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Anadolu topraklarının barındırdığı bu benzersiz zenginliği korumak amacıyla Antalya’da başlatılan ve tam 6 yıldır büyük bir gizlilikle yürütülen zorlu bilimsel çalışmalar nihayet ilk somut meyvesini verdi. Laboratuvar ortamında birer bebek hassasiyetiyle bakılan endemik balık türleri, doğal yaşam alanlarına geri döndü.
Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü bünyesinde kurulan özel laboratuvarlar, tıp dünyasındaki yoğun bakım üniteleri gibi titizlikle çalıştı. Araştırmacılar, geceli gündüzlü nöbetlerle nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan ‘Antalya sarı balığı’ ve ‘Antalya inci balığı’ türlerinin anaçlarından sağlıklı yavrular üretmeyi başardı. Bu süreçte balıkların beslenme alışkanlıklarından su kalitesi parametrelerine kadar her detay milimetrik hesaplarla takip edildi.
Doğaüstü Yetenekleri Var: Cinsiyet Değiştiriyorlar
Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri de koruma altına alınan bu canlıların şaşırtıcı hayatta kalma mekanizmaları oldu. Uzmanlar, bu küçük dere balıklarının ekonomik değerlerinden ziyade ekolojik dengedeki kritik rollerine dikkat çekiyor. Sıkıştıkları dar su birikintilerinde hayatta kalabilmek için gerektiğinde cinsiyet değiştirerek üremeye devam edebilen bu balıklar, bilim dünyasında şaşkınlık yaratıyor. Gelecek nesillere aktarılması hedeflenen bu genetik miras, bir anlamda canlı gen bankası mantığıyla koruma altında tutuluyor.
Sivas’ın Doktor Balıklarına Kadar Genişleyen Proje
Yapılan çalışmalar sadece Antalya havzasıyla da sınırlı kalmıyor. Enstitü bünyesinde Denizli Çivril’deki dişli sazancıktan, Sivas Kangal’ın dünyaca ünlü şifacı ‘doktor balıklarına’ kadar geniş bir yelpazede üretim faaliyeti yürütülüyor. Anadolu’nun farklı noktalarından toplanan kritik türler, enstitü bünyesindeki korunaklı havuzlarda çoğaltılarak doğal habitatlarına geri gönderiliyor. Boğaçayı’na bırakılan 2 bin adet yavru balık, bu büyük çevre hareketinin sadece ilk ve en önemli adımlarından birini oluşturuyor. Uzmanlar, su kaynaklarının sürdürülebilirliği sağlandığı takdirde bu özel canlıların doğada yeniden baskın hale geleceğini öngörüyor.
Kaynak: Haber Optimum





