p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Arbağ, kontrolsüz şekilde kullanılan burun spreylerinin fiziksel bağımlılığa yol açtığı ve burun dokusuna ciddi zararlar verdiği uyarısında bulundu. Dr. Arbağ, solunumu anlık olarak rahatlatan bu tür kimyasal ilaçların uzun süreli kullanımının, tedavi edilmek istenen tıkanıklığı daha da kronik hale getirdiğini vurguladı.
Burun Açıcı Spreyler Nasıl Bağımlılık Yapıyor?
Solunum yollarını açmak amacıyla kullanılan spreyler, içerdikleri etken maddeler sayesinde burun içi damarları büzerek etlerin küçülmesini sağlıyor. Kısa süreli rahatlama sağlayan bu mekanizma, kontrolsüz biçimde uzatıldığında tam tersi bir reaksiyon gösteriyor. Tıp literatüründe ilaç kullanımına bağlı burun tıkanıklığı olarak adlandırılan bu tabloda, spreyin etkisi geçtiğinde burun etleri eskisinden daha fazla şişiyor. Tıkanıklığı açmak için sürekli ilaca başvuran hastalar, fiziksel ve psikolojik bir bağımlılık döngüsünün içine sürükleniyor.
Kullanım Süresi En Fazla 7 Gün ile Sınırlanmalı
Piyasadaki sprey türlerinin iki temel kategoriye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Hamdi Arbağ, akut tıkanıklıkları acilen çözmek için kullanılan formüllerin kesinlikle uzman hekim denetiminde tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Bu tür güçlü burun açıcıların kullanım süresinin en fazla 5 ile 7 gün arasında sınırlandırılması gerektiğinin altını çizen Arbağ, bir haftalık sınır aşıldığında ilacın fayda sağlamaktan çıkıp burun mukozasında hücresel düzeyde tahribat başlattığını açıkladı.
Hastaların Önemli Bir Kısmında Yapısal Bozukluk Yok
Klinik muayenelerde şaşırtıcı sonuçlarla karşılaştıklarını aktaran Prof. Dr. Hamdi Arbağ, tıkanıklık şikayetiyle başvuran kişilerin büyük bölümünde kemik eğriliği, polip ya da kronik enfeksiyon gibi yapısal engeller bulunmadığını belirtti. Hastaların pek çoğunun geçmişte yaşadıkları basit bir üst solunum yolu rahatsızlığı sırasında çevre tavsiyesiyle bu spreylere başladığını bildiren Arbağ, zamanla hastaların sprey kullanmadan nefes alamayacak noktaya geldiğini söyledi.
Süreç içinde burun içi dokuların doğal nem dengesini yitirmesi nedeniyle hastalarda sürekli bir kuruluk ve tıkanıklık hissi gelişiyor. Uzmanlar, bu durumdaki kişilerin kronik bir solunum hastası olmadığını, asıl problemin tedavi amaçlı başvurulan kimyasal maddelerin doğrudan kendisi olduğunu vurguluyor. Bağımlılık geliştiren hastaların ilacı tamamen bırakması halinde, burun kanalları bir süre sonra kendi kendine normal işlevine dönebiliyor.
Fonksiyonunu Yitiren Dokular İçin Cerrahi Müdahale Şart
Bilinçsiz ilaç kullanımının yol açtığı hasar, her hastada sadece ilacı bırakarak düzelecek seviyede kalmıyor. Sprey bağımlılığından kurtulmanın ilk aşaması ilacı kesmek olsa da, ikinci adımda zarar gören dokuların onarılması için hekim kontrolünde alternatif nemlendirici tedavilere ve farklı sınıftaki sprey gruplarına geçilmesi gerekiyor. Çok uzun süreli bağımlılıklarda, burun içindeki konkaların (burun etleri) yapısı geri dönüşü olmayacak şekilde bozularak tamamen işlevsiz hale gelebiliyor.
Burnun hava temizleme ve nemlendirme görevini yerine getirememesi, hastaların yaşam kalitesini düşürürken uyku apnesi gibi ciddi sistemik hastalıklara da zemin hazırlıyor. Prof. Dr. Hamdi Arbağ, burun etlerinin tamamen dejenere olduğu ileri seviyedeki vakalarda cerrahi yönteme başvurmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Ameliyat seçeneğinin de her zaman kusursuz bir çözüm sunamayacağına dikkat çeken Arbağ, en doğru yaklaşımın bu tür ilaçlara hiç başlamamak ya da yalnızca uzmanların önerdiği doz ve sürelere sadık kalarak kullanmak olduğunu hatırlattı.
Kaynak: Konyayenigun






