Niğde’nin Beyaz Altını İçin Düğmeye Basıldı
Yıllardır patatesiyle andığımız Niğde, aslında devasa bir hayvancılık potansiyelinin üzerinde oturuyor. Ancak bu potansiyel, katma değerli ürüne dönüşmediği sürece sadece kağıt üzerindeki rakamlardan ibaret kalıyor. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi (NÖHÜ) Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi’nde düzenlenen son toplantı, tam da bu kanayan yaraya parmak bastı. Sütü sadece sağmak yetmiyor; o sütü peynir yapıp, paketleyip, dünyaya satacak vizyonu masaya yatırmak gerekiyor. Dekan Ahmet Şekeroğlu’nun açıklamaları, bölgedeki süt üreticisi için yeni bir ekmek kapısının aralandığının net sinyallerini veriyor.
7 Farklı Peynir Türü: Saklı Hazine Gün Yüzüne Çıkıyor
Yapılan bilimsel araştırmalar, Niğde’nin meralarında ve köylerinde unutulmaya yüz tutmuş veya sadece yerelde kısıtlı bir çevrede tüketilen tam 7-8 farklı peynir çeşidini ortaya çıkardı. Bu sadece bir gurme haberi değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik veri setidir. Piyasada sıradan bir beyaz peynir fiyatıyla, coğrafi işaretli ve markalaşmış özel bir yöresel peynirin raf fiyatı arasında uçurum var. Şekeroğlu’nun vurguladığı gibi, bu ürünleri markalaştırmadan uluslararası pazarda boy göstermek hayalden öteye geçemez. Vatandaşın cebine girecek parayı artırmanın yolu, sütün litre fiyatına mahkum olmaktan değil, o sütü ‘gurme’ bir ürüne dönüştürmekten geçiyor. Bu dönüşüm sağlandığında, Niğde peyniri sadece yerel bir tat değil, küresel bir marka haline gelecek.
Avrupa Kapısı Hijyen ve Kaliteyle Açılacak
Eğer bugün Fransa veya İtalya peynir çeşitleriyle dünya piyasasını domine ediyorsa, bunun sırrı sadece lezzet değil, kurdukları katı standartlar silsilesidir. Toplantıda en çok dikkat çeken konulardan biri de Avrupa üretim standartlarına tam uyum oldu. Hijyen, kalite ve izlenebilirlik artık bir tercih değil, ticaretin olmazsa olmaz şartı. Üreticinin “Benim peynirim çok lezzetli” demesi yetmiyor; laboratuvar sonuçlarının ve üretim bandının bu iddiayı tescillemesi gerekiyor. Üniversite ve özel sektör iş birliği tam da burada devreye giriyor. Bilimsel bilginin tozlu raflardan inip mandıralara ve fabrikalara girmesi, üretim maliyetlerini düşürürken verimliliği artıracak en temel unsurdur.
Hayvan Genetiği ve Mevzuat Sorunu Masada
Sadece son model bir tesis kurmakla da iş bitmiyor. Sütün kalitesini ve protein değerini belirleyen en temel unsur olan hayvan ırkları, yani genotipler üzerine de ciddi bir mesai harcanması gerektiği belirtildi. Hangi inekten veya koyundan alınan sütle hangi peynirin daha kaliteli olacağı artık tesadüflere veya geleneksel yöntemlere bırakılamaz. Öte yandan, üreticinin elini kolunu bağlayan en büyük engellerden biri de hantal mevzuat süreçleri. Mevcut düzenlemelerin günümüz serbest piyasa koşullarına göre revize edilmesi, üreticiye köstek değil destek olması bekleniyor. Yakında düzenlenecek olan geniş kapsamlı çalıştay, tüm bu teknik ve yapısal sorunların çözüm merkezi olacak. Eğer doğru adımlar atılırsa, Niğde’nin süt ürünleri sadece şehre değil, tüm Türkiye ekonomisine can suyu olacak bir potansiyele sahip.






