Konya’nın manevi coğrafyasında derin izler bırakan Hoca Ahmed Fakih Camii, kentin Selçuklu’dan günümüze taşınan zengin kültürel mirasının en önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Eski Beyşehir yolu üzerinde bulunan ve bölgenin hafızası niteliğindeki bu ibadethane, sadece bir mimari yapı değil, aynı zamanda mahalle sakinlerinin ortak hatıralarını barındıran bir merkez olma özelliği taşıyor. Konya Sürmanşet Gazetesi muhabiri M. Kürşat Ercan’ın haberine göre, 60 yıldır caminin cemaati arasında bulunan Ali Esmer, bu tarihi yapının harabe halinden günümüzdeki huzurlu çehresine uzanan dönüşüm yolculuğuna bizzat tanıklık etti. Türkiye’deki vakıf eserlerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması vizyonuyla ele alınan cami, son yıllarda yapılan çalışmalarla adeta yeniden hayat buldu.
Selçuklu Dönemi İzleri ve Modern Restorasyon Süreci
Geçmişte oldukça bakımsız bir durumda olan cami çevresi, yapılan kapsamlı restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmalarıyla modern bir görünüme kavuştu. Ali Esmer, çocukluk yıllarında caminin çevresinin kamyon lastikleriyle dolu olduğunu ve mezarlıkların bakımsızlıktan girilemez halde bulunduğunu belirterek, o dönemdeki fiziki yetersizliklerin ibadeti zorlaştırdığını ifade etti. Ancak yaklaşık 15 yıl önce devlet kurumları ve yerel yönetimlerin koordinasyonunda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla yapı aslına uygun şekilde ayağa kaldırıldı. Türkiye’deki medrese mimarisinin nadir iki örneğinden biri olarak kabul edilen bu yapı, günümüzde hem yerel halka hem de şehir dışından gelen ziyaretçilere hizmet veriyor.
Cami, ismini 13. yüzyılın önemli mutasavvıflarından ve Anadolu Türkçesi ile kaleme alınan ilk eserlerden ‘Çarhname’nin yazarı Hoca Ahmed Fakih’ten alıyor. Manevi dokunun Şeker Baba Türbesi ile perçinlendiği bu alan, özellikle İstanbul ve Bursa gibi şehirlerden gelen ziyaretçilerin odak noktası haline gelmiş durumda. Mahalle kültürünün yaşatıldığı camide, hayırseverlerin desteğiyle oluşturulan yeşil alanlar ve sosyal donatılar dikkat çekiyor. Günlük 60-65 kişilik cemaat kapasitesine sahip olan yapı, Cuma günleri bahçesine taşan kalabalığıyla dayanışma ruhunu yansıtırken, kadınlara yönelik düzenlenen Kur’an kursları ve mukabele programlarıyla da sosyal yaşamın merkezi olmayı sürdürüyor. Geçmişin disiplinli eğitim anlayışından bugünün genç kuşaklarına uzanan bu köprü, Konya’nın kadim irfan geleneğinin geleceğe aktarılmasında kilit rol oynuyor.






