Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi bünyesinde 30 yıldan uzun süredir kesintisiz devam eden bilimsel çalışmalar, saray mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden sülünü yeniden Türkiye’nin gündemine taşıyor. Konya’da yürütülen bu akademik araştırmalar, geleneksel bir lezzeti modern üretim yöntemleriyle buluşturarak sülün yetiştiriciliğinin ülkedeki geleceğine yön veriyor.
Otuz Yıllık Bilimsel Birikimle Öncü Üretim
Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Kırıkçı, üniversitede sülün araştırmalarının 1993 yılında kurulan özel bir ünite ile başladığını belirtti. Dönemin rektör yardımcısı Prof. Dr. Osman Cenap Tekinşen’in öncülüğünde Bursa Karacabey’den getirilen 8 dişi ve 3 erkek sülünle ilk üretimin yapıldığını anımsatan Kırıkçı, kurumun bugün Türkiye’de birinci, dünyada ise bu alanda akademik çalışma yürüten sayılı tesislerden biri olduğunu ifade etti.
Araştırmaların sülün etinin tüketim potansiyeline odaklandığını aktaran Kırıkçı, dünya genelinde genellikle avcılık amaçlı yetiştirilen bu canlının, yüksek protein değeri ve yağsız yapısıyla gıda sektöründe de güçlü bir alternatif sunduğunu kaydetti.
Biyolojik Mücadele Ve Dayanıklı Doğal Yapı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile ortak projeler yürüttüklerini dile getiren Prof. Dr. Kemal Kırıkçı, sülünlerin özellikle tarım zararlısı olan kahverengi kokarca gibi böceklerle biyolojik mücadelede etkin rol oynayabildiğini açıkladı.
Sülünlerin hastalıklara karşı olağanüstü bir bağışıklık sistemine sahip olduğuna dikkat çeken Kırıkçı, yetiştirme sürecinde hiçbir şekilde aşı ya da antibiyotik kullanılmadığını söyledi. Çevre dostu bir canlı olan sülünün dışkısının kötü koku üretmediğini ve maliyetli modern kümes donanımlarına ihtiyaç duymadan kolayca barındırılabildiğini de sözlerine ekledi.
Kalp Dostu Zengin Besin Değeri
Sülün etinin besleyici ve doğal özelliklerini anlayan tüketiciler için önemli bilgiler paylaşan Kırıkçı, ürünün tamamen kimyasalsız koşullarda üretildiğini belirtti. Düşük yağ oranıyla kalp ve damar hastaları ile diyet yapanlar için ideal bir besin olduğunu vurgulayan Kırıkçı, 100 gram sülün etinin bir yetişkinin günlük demir ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını bildirdi. Doğru pişirme teknikleriyle kırmızı et lezzetini aratmayan bu etin kendine has zengin bir aroması bulunuyor.
Doğal Alanlarda Bilimsel Kuluçka Süreci
Fakülte bünyesindeki tesiste 40 damızlık kapasitesiyle yıllık yaklaşık 2 bin civciv üretilebildiğini söyleyen Kırıkçı, damızlıklardan yılda alınan 80 ila 100 yumurtanın kuluçka makinelerinde incelendiğini aktardı. Yumurtadan çıkan yavrular, 5-6 haftalık olduktan sonra yonca ve mısır ekili 300 metrekarelik doğal alanlara salınarak tamamen doğal besinlerle büyütülüyor.
Entegre Üretim Modeli İle Sürdürülebilir Ekonomi
Sülün yetiştiriciliğinin Türkiye’de karlı bir sektöre dönüşmesi için entegre bir sistem kurulmasının şart olduğunu belirten Kırıkçı, bireysel çabalar yerine büyük firmaların damızlık sağlayıp üreticiden geri alım yaptığı bir modelin uygulanması gerektiğini savundu. Sülünlerin dışa bağımlı olmayan yapısıyla yerli ve milli bir değer taşıdığını ifade eden Kırıkçı, doğru planlamayla bu sektörün yüksek katma değerli yeni bir hayvancılık alanı olabileceğini vurguladı.
Kaynak: Yenihaberden






