Ermenek’i Esir Alan Doğanın Kudreti: Bir Yol Daha Kapandı!
Sandıklı Mahallesi Keben Yokuşu mevkii, bir kez daha doğanın insafına terk edildi. Dün sabah saatlerinde yamaçtan kopan devasa kaya parçaları, yolu tamamen yutarak, bölge sakinlerini adeta bir kâbusa uyandırdı. Bu manzara, sadece bir ulaşım aksaklığı değil, aynı zamanda bölgenin yıllardır yüzleştiği ve maalesef kanıksadığı o derin endişenin bir dışavurumuydu. Kim bilir kaçıncı kez aynı yokuş, aynı tehdit, aynı çaresizlik… Şans eseri, bu sefer can kaybı yaşanmadı; ancak her defasında kıl payı atlatılan bu olaylar zinciri, yüreklerdeki korkuyu bir kat daha artırıyor.
Sadece Yağmur mu Sebep, Yoksa Daha Derin Sorunlar mı Var?
Bölge halkının ihbarı üzerine hızla olay yerine ulaşan Ermenek Belediyesi ekipleri, iş makineleriyle adeta zamana karşı bir yarış başlattı. Kayalar titizlikle temizlendi, yol geçici bir süreliğine de olsa yeniden nefes aldı. Ancak yetkililerin her seferinde dile getirdiği ‘yağışlar nedeniyle taş düşmesi’ uyarısı, artık kulaklara bir masal gibi gelmeye başladı. Zira Sandıklı ve çevresi, jeolojik yapısı itibarıyla son derece hassas bir coğrafyada yer alıyor. Eğimli araziler, çatlaklı kayaç yapıları ve erozyonla birleşen sağanak yağışlar, sadece bir tetikleyici mi, yoksa yıllardır ihmal edilen altyapı ve güvenlik önlemlerinin eksikliği mi bu felaketlere davetiye çıkarıyor? Bölgedeki benzer olayların kronolojisi incelendiğinde, meselenin sadece anlık hava koşullarından ibaret olmadığı, çok daha köklü bir sorunla karşı karşıya olduğumuz gerçeği acı bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
Vatandaşın Sesi: Güvenli Ulaşım Hakkı Ne Zaman Sağlanacak?
Keben Yokuşu gibi kritik güzergahların sık sık ulaşıma kapanması, sadece yolcuları değil, bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamını da derinden etkiliyor. Acil durumlarda sağlık ve güvenlik ekiplerinin bölgeye ulaşımını zorlaştıran bu durum, aynı zamanda yerel ticaretin aksamasına, çiftçilerin ürünlerini pazara ulaştırma sıkıntısına ve bölge turizminin potansiyelini kaybetmesine yol açıyor. Sürekli teyakkuz halinde yaşamak, yoldan geçerken “Acaba şimdi mi düşecek?” endişesi taşımak, vatandaşın en temel hakkı olan güvenli ulaşım hakkını ihlal etmiyor mu? Yetkililerin uyarısı elbette önemli; ancak bu uyarıların ötesine geçip, kalıcı çözümler üretmek, riskli bölgelerde kaya düşmelerini önleyici ağlar, erken uyarı sistemleri ve düzenli zemin etütleri gibi proaktif adımlar atmak elzem hale gelmiştir. Aksi takdirde, her yağmur sonrası kapımıza dayanan bu ‘korkutan uyanışlar’, bir gün hepimizi geri dönülmez bir felakete sürükleyebilir.





