Diplomasi Dünyasını Sarsan Karar: Terör Elebaşı Serbest
Atina sokaklarında bir dönem terör estiren, Türk diplomatlarının kanını elinde taşıyan bir ismin serbest kalması, vicdanlarda derin bir yara açtı. Dışişleri Bakanlığı, 17 Kasım terör örgütünün elebaşı Aleksandros Yotopulos’un tahliye edilmesine karşı en üst tondan bir tepki yayımladı. Bu karar, sadece hukuki bir prosedür değil, yıllardır adalet bekleyen şehit ailelerinin acısını tazeleyen ve terörle mücadeledeki samimiyeti sorgulatan talihsiz bir adım olarak nitelendiriliyor.
Karanlık Geçmiş: Şehit Diplomatlarımızın Anısı
Aleksandros Yotopulos, sıradan bir suçlu değil. O, Türkiye’nin Atina’daki temsilcilerine yönelik en kalleş saldırıların arkasındaki beyin olarak biliniyor. 1991 yılında Atina Büyükelçiliği Basın Ataşesi Çetin Görgü’nün şehit edilmesi, aynı yıl Müsteşar Deniz Bölükbaşı’na yönelik suikast girişimi ve 1994 yılında Müsteşar Haluk Sipahioğlu’nun hayattan koparılması, bu terör örgütünün ve liderinin imzasını taşıyor. 17 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir ismin, cezasını tamamlamadan sokağa salınması, diplomasi tarihimizin en acı sayfalarını yeniden açtı.
Ankara’dan Atina’ya Çok Sert Çağrı
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu kararın asla kabul edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada, yurt dışında ülkesini şerefle temsil eden diplomatları hedef alan bir teröriste gösterilen bu hoşgörünün, hem şehitlerin aziz hatırasına hem de onların geride kalan kederli ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olduğunun altı çizildi. Türkiye, Yunan makamlarını terörle mücadeledeki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye ve adaletin tecelli etmesini engelleyecek adımlardan kaçınmaya çağırdı.
Terörle Mücadelede ‘Hoşgörü’ Riski
Hukukçular ve terör uzmanları, bu tür tahliyelerin terör örgütlerine yanlış bir mesaj verdiğine dikkat çekiyor. Bir terör örgütü liderinin, işlediği ağır suçlara rağmen serbest kalması, bölgedeki güvenlik dengelerini ve müttefiklik ruhunu zedeleyen bir unsur olarak görülüyor. Şehitlerimizin ailelerinin yaşadığı travmanın bu tür kararlarla perçinlenmesi, sadece Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda da adaletin sorgulanmasına yol açıyor. Ankara, bu skandal kararın takipçisi olacağını ve teröre karşı tavizsiz duruşun korunması gerektiğini tüm dünyaya bir kez daha ilan etti.






