MENÜ
BIST 100 13.943,87 %0,90
DOLAR 47,3794 %0,14
EURO 53,9466 %0,09
ALTIN 6.168,06 %0,22
FAİZ 42,31 %0,35
BITCOIN 3.051.601 %0,90

Yeni Parti ANAP Mı Oluyor? İmamoğlu İddiası Ve Siyasi Analiz

trend 1785058056

Siyasette ‘yeni’ olduğunu iddia eden her oluşumun geçmişin gölgesine sığınması, Türkiye’nin değişmeyen ezberlerinden biridir.

Yeni kurulan siyasi hareketin Anavatan Partisi (ANAP) ile ilişkilendirilmesi tesadüf değil. Ekrem İmamoğlu’nun babasının ANAP geçmişi ve kendisinin bu partinin gençlik kollarında görev alması, “CHP’de yer bulamayıp kendi ANAP’ını kuruyor” algısını besleyen en somut argüman olarak sunuluyor. Arka planda ise bu yapının doğrudan İmamoğlu’nun partisi olduğu tezi işleniyor. Kurucuların “bu partiyi halk kurdu” söylemi bu gölgeyi dağıtmayı amaçlarken, Özgür Özel’in “İmamoğlu bu partinin de cumhurbaşkanı adayı mı?” sorusuna verdiği “Karar organlarımız belirler” yanıtı ise algı yönetiminin başka bir boyutunu oluşturuyor.

Geçmişin Formülleri Bugünün Sorunlarını Çözer Mi?

İki dönemi kıyaslamak sosyolojik ve ekonomik bir anakronizme yol açıyor. ANAP, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu dünyasında, safını Batı cephesinde belirleyerek ve serbest piyasa ekonomisini merkeze alarak kurulmuştu. Ancak bugün 2026 yılındayız. Küresel ölçekte serbest piyasa modeli yarattığı derin eşitsizlikler nedeniyle ciddi biçimde sorgulanırken, kalkınmacı alternatifler ve yapay zeka devriminin insanlığı sürüklediği belirsizlik tartışılıyor. Türkiye’nin asıl gereksinimi eski bir ANAP nostaljisi değil; küresel düzeyde tıkanan demokrasiler için yeni bir yön tayin edebilmektir. Ufukta henüz böylesi radikal bir mucize görünmese de arayış sürüyor.

Yeni Kamuculuk Ve Planlı Ekonomi Vaadi

Yeni Parti’nin kamuoyuyla paylaştığı program, aslında 6’lı masa döneminden bu yana üzerinde çalışılan benzer metinlerin izlerini taşıyor. Ekonomi alanında “yeni kamuculuk” ve “planlı ekonomi” kavramları ön plana çıkarılıyor. Devletin rolü; denetleyen, düzenleyen, yatırım yapan ve stratejik sektörlere öncülük eden bir aktör olarak kurgulanıyor. Bu yaklaşım, günümüz kapitalizmini tamamen yıkmak yerine oyunun kurallarını vatandaşın lehine revize etme çabasıyla örtüşüyor. Yönetim modeli olarak parlamenter sisteme dönüş vaat edilirken, iktidar kanadının “Erdoğan sonrası yarı başkanlık sistemi” arayışlarına karşı bu duruş stratejik bir konumlandırma olarak duruyor.

Kürt Meselesi Ve Siyasi Dengeler

Programın dikkat çeken bir diğer unsuru, vatandaşın sadece seçimlerde oy kullanan bir figür olmaktan çıkarılıp yerel yönetimlere ve doğrudan yasa önerisi süreçlerine katılmasını öngören “aktif yurttaşlık” modeli. En hassas başlık ise Kürt meselesi. Parti, terörün son bulmasıyla birlikte eşitlikçi, katılımcı ve demokratik bir düzenin inşasıyla kalıcı çözümü hedefliyor. Her bireyin kendini eşit yurttaş hissetmesi esasına dayanan programda, ana dilin öğrenilmesi, kullanılması ve geliştirilmesi bir hak olarak tanımlanırken, kimlik temelli ayrımcılığın önleneceği taahhüt ediliyor. Ancak mevcut siyasi konjonktürde DEM Parti’nin mevcut süreçler nedeniyle iktidarla doğrudan karşı karşıya gelmesi zor görünürken, Kürt siyasetinin stratejik esnekliği biliniyor. Bu durum, Yeni Parti’yi yükselen yeni milliyetçi dalga ile Kürt siyaseti arasında hassas ve zorlu bir denge arayışıyla karşı karşıya bırakacaktır.

Kaynak: Nefes

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.