Türkiye’nin tarım ve hayvancılık hafızası niteliğindeki köklü kurumlarından Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), son günlerde Malatya Sultansuyu Tarım İşletmesi üzerinden yürütülen spekülasyonlara son noktayı koydu. Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan ve safkan Arap atı yetiştiriciliğinde dünya çapında bir ekol olan bu tarihi kurumda yaşananlar, dijital mecraların dezenformasyon gücüyle birleşince ortaya atılan iddialar gerçeğin oldukça uzağına savrulmuştu. TİGEM’in editoryal süzgecimizden geçen resmi açıklaması, hem olayın teknik detaylarını hem de ekonomik boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Sultansuyu’nda Gece Yarısı Firarı: Olayın Perde Arkası
25 Aralık 2025 tarihinde, Sultansuyu Tarım İşletmesi bünyesindeki Çiftçibaşı Tay Tavlası’nda, henüz teknik olarak nedeni tam olarak saptanamayan bir şekilde padok servis kapısı açıldı. Bu beklenmedik durum, 19 tayın işletme sahası dışına çıkmasına neden oldu. Karanlığın ve bölgedeki trafik akışının yarattığı riskler, ne yazık ki trajik bir tabloyu beraberinde getirdi. İşletme sınırlarını aşarak karayoluna ulaşan taylardan 6’sı, meydana gelen trafik kazaları neticesinde telef olurken, 4 tay ise yaralı olarak kurtarıldı. Geri kalan 9 tay, kurum personelinin hızlı müdahalesiyle aynı gün içerisinde sağlıklı bir şekilde tesislere geri getirildi. TİGEM yetkilileri, kamuoyunda infial yaratan ‘kayıp atlar’ iddiasının hiçbir somut dayanağı olmadığını, mevcut envanterde eksik bir canlının bulunmadığını net bir dille ifade etti.
Ekonomik Dezenformasyon ve Toplumsal Algı Yönetimi
Olayın ardından sosyal medyada dolaşıma giren ‘100 milyon liralık yarış atları kayıp’ başlıkları, habercilik etiği ve bilgi kirliliği açısından ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. TİGEM’in resmi mali verilerine göre, telef olan 6 tayın toplam değeri iddia edildiği gibi astronomik rakamlar değil, yaklaşık 800 bin TL civarındadır. Uzman görüşleri, bu tür abartılı rakamların stratejik öneme sahip kamu kurumlarına olan güveni zayıflatmak amacıyla kasıtlı olarak büyütüldüğüne işaret ediyor. Bir devlet kurumunun envanterindeki her bir canlı varlığın kaybı, sadece maddi bir zarar değil, aynı zamanda yılların emeğiyle oluşturulan bir genetik mirasın kaybıdır. Ancak bu üzücü durumun spekülatif birer silaha dönüştürülmesi, toplumsal huzuru ve kurum imajını zedelemektedir. Malatya Valiliği ile koordineli olarak yürütülen adli ve idari soruşturmalar, olayın bir ihmal mi yoksa bir sistem arızası mı olduğunu kısa sürede aydınlatacaktır. Kamuoyunun, resmi kanallar dışında yayılan asılsız beyanlara itibar etmemesi, sağlıklı bir bilgi akışı için kritik önem taşımaktadır.






