Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milli iradenin tecelligahı olmasının yanı sıra, binlerce gencin mesleki hayata adım attığı en saygın kurumlardan biri olarak kabul edilir. Ancak Meclis çatısı altından yükselen ve kamuoyu vicdanını derinden yaralayan bir istismar iddiası, kurumsal güvenin sorgulanmasına neden olan trajik bir süreci beraberinde getirdi. Meclis lokantasında staj yapan 18 yaşından küçük öğrencilerin, burada görevli personel tarafından sistematik tacize uğradığı iddiasıyla başlayan hukuki süreç, yargıdaki ‘tahliye ve itiraz’ trafiğiyle yeni bir boyuta evrildi.
Meclis Çatısı Altında Güven Sarsan İddialar
Olay, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde TBMM lokantasında stajyer olarak görev yapan D.K. isimli öğrencinin, 4 Aralık tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne başvurmasıyla gün yüzüne çıktı. Genç stajyerin ifadesiyle başlayan soruşturma, derinleştirildikçe vahametin boyutlarını da ortaya koydu. İddianameye göre, yalnızca D.K. değil, toplamda dört mağdure öğrencinin benzer bir ‘güç asimetrisi’ altında tacize maruz kaldığı anlaşıldı. Meclis personeli olan Halil İ.G., Durmuş U., İbrahim B., Ramazan Ç. ve Recep S. hakkında hazırlanan iddianamede, sanıkların ‘sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘çocuğa karşı cinsel taciz’ suçlarından 16 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Uzmanlar, kamu kurumlarında staj yapan öğrencilerin, hiyerarşik yapı ve otorite figürleri karşısında savunmasız kalabildiğine dikkat çekiyor. Bu tür vakaların, sadece bireysel birer suç değil, aynı zamanda kurumların denetim mekanizmalarındaki boşlukların bir sonucu olduğu vurgulanıyor. TBMM gibi yüksek profilli bir kurumda yaşanan bu durum, toplumda ‘güvenli alan’ algısının sarsılmasına ve ailelerin mesleki eğitim süreçlerine dair duyduğu endişenin artmasına yol açıyor.
Yargı Sürecinde Karar Değişikliği ve Firari Sanık Bilmecesi
Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 9 Şubat’taki ikinci duruşmasında, tutuklu bulunan dört sanık hakkında tahliye kararı verilmesi şaşkınlık yaratmıştı. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, delillerin karartılma ihtimali ve suçun niteliğini gözeterek bu karara jet hızıyla itiraz etti. Bir üst mahkeme, savcılığın itirazını yerinde bularak sanıkların tamamının tekrar tutuklanmasına hükmetti. Operasyon sonucunda Durmuş U., İbrahim B. ve Recep S. yeniden cezaevine gönderilirken, olayın baş şüphelilerinden Halil İ.G.’nin izini kaybettirmesi davanın seyrine yeni bir gerilim ekledi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan firari sanığın durumu, yargılamanın adil ve eksiksiz bir şekilde tamamlanması noktasında kritik bir önem taşıyor. Kamuoyu, adaletin tecellisi ve bu karanlık sayfanın aydınlatılması için davanın ilerleyen aşamalarını yakından takip etmeye devam ediyor.






