Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, ülkenin doğal mirasını ve koruma altındaki alanlarını doğrudan ilgilendiren ‘Milli Parklar Kanunu’nda köklü değişiklikler öngören yasa teklifini görüşmek üzere toplandı. Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, doğa koruma stratejilerinden turizm yatırımlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan teklifin ilk beş maddesi kabul edildi. Bu gelişme, koruma altındaki alanların yönetiminden yapılaşma şartlarına kadar pek çok kriterin yeniden tanımlandığı bir sürecin kapısını aralıyor. Siyasi partilerin önergeleri ve yoğun tartışmalar eşliğinde şekillenen bu yasal zemin, Türkiye’nin ekolojik sürdürülebilirliği ile ekonomik kalkınma modelleri arasındaki hassas dengenin yeni rotasını çizecek.
Koruma Alanlarında Tek Çatı ve Planlama Disiplini
Kabul edilen maddelerin en dikkat çekici yanı, milli parklar dışındaki korunan alanlar için de “uzun devreli gelişme planı” zorunluluğunun getirilmiş olmasıdır. Artık tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanları, milli parkların tabi olduğu titiz planlama sürecine dahil edilecek. Bu adım, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini koruma altına alırken, plansız yapılaşmanın önüne geçmeyi ve ekosistem bütünlüğünü sağlamayı hedefliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından hazırlanacak bu planlar, ilgili bakanlıkların süzgecinden geçtikten sonra yürürlüğe girecek. Özellikle imar planlarının bu ana gelişme planlarına uyumlu olma zorunluluğu, bürokratik bir denetim mekanizması oluşturarak çevre kirliliği ve tahribat riskini minimize etmeyi amaçlıyor. Uzman görüşlerine göre; bu bütünleşik planlama yaklaşımı, yerel idareler ile merkezi yönetim arasındaki yetki karmaşasını sonlandırarak, doğa koruma süreçlerinde daha şeffaf bir yönetim modeli sunabilir.
Turizm ve Doğayı Uzlaştıran 99 Yıllık Yatırım Modeli
Yeni düzenlemenin tartışma yaratan ve en stratejik noktalarından biri, özel teşebbüse tanınan kullanım haklarıdır. Kamu yararı gözetilmesi şartıyla, milli park ve tabiat parklarında turistik tesis yapımı için gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine 49 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak burada kritik bir ‘başarı’ kriteri devreye giriyor: İşletmesinde başarılı olan ve bunu belgeleyen yatırımcıların hakları, rayiç bedel üzerinden 99 yıla kadar uzatılabilecek. Bu düzenlemenin, uzun vadeli ve nitelikli turizm yatırımlarını teşvik ederek bölge ekonomilerine katkı sağlaması beklenirken, diğer yandan ekolojik taşıma kapasitesinin sıkı denetlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca enerji, haberleşme ve su nakil hatları gibi zaruri altyapı hizmetlerine yönelik izinlerin de belirli kurallar dahilinde verilmesi, korunan alanlardaki modern ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak. TBMM Genel Kurulu, bu kritik maddelerin kabulünün ardından birleşimini 24 Şubat Salı günü toplanmak üzere kapatırken, kamuoyu şimdi yasalaşacak diğer maddelerin yaratacağı toplumsal ve çevresel etkileri yakından takip ediyor.






