Yine Mi Zam? Vatandaşın Beli Büküldü!
Abi, abla duyduk duymadık demeyin! Yine o korktuğumuz haber geldi kapımıza. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) dedi ki, “elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam var!” Vay ki ne vay halimize. Zaten zar zor dönen çarklar, evdeki hesaplar, mutfak bütçeleri iyice sıkışacak şimdi. Bu haber, resmen soğuk duş etkisi yarattı.
Zaten zam üstüne zam gelen faturalara bir de bu eklendi. EPDK’dan yapılan açıklamaya göre, derler ki üretim ve dağıtım maliyetleri artmış da ondanmış. Resmi duyuruya göre tarifeler, 4 Nisan 2026 tarihi itibarıyla geçerli olacak. Yani cuma gününden itibaren, evlerimizdeki lambalar daha pahalı yanacak, ocaklarımız daha pahalı ısınacak. Bu, sadece bir yüzde rakamı değil, direkt cebimizden çıkacak ekstra bir yük demek.
Peki Bu Zamlar Neden Geliyor?
Peki bu “üretim ve dağıtım maliyetleri” denen şey ne demek? Aslında bu, son zamanlarda küresel piyasalarda yaşanan enerji dalgalanmalarının, döviz kurlarındaki hareketliliğin ve uluslararası hammadde fiyatlarındaki artışın doğrudan bir yansıması. Doğalgazın büyük bir kısmını ithal eden, elektrik üretiminde de doğalgaz ve kömür gibi dışa bağımlı kaynakları kullanan bir ülke olarak, dünya pazarındaki en ufak bir kıpırdanma bile bizim faturalarımıza bomba gibi düşüyor. Ülkelerin enerji politikaları, jeopolitik gerilimler ve hatta iklim değişikliğinin neden olduğu beklenmedik hava olayları bile bu maliyetleri etkileyen faktörler arasında.
Hatırlayın, daha önce de benzer durumlarla karşılaştık. Sürekli gelen zamlarla zaten beli bükülen esnaf, marketçi, sanayici… Şimdi hepsi kara kara düşünecek. Bir esnaf abimiz geçen gün dedi ki, “doğalgaz faturam kira kadar gelmeye başladı, elektriğe zaten yetişemiyoruz.” Bu zamlar, sadece evdeki faturaları değil, marketteki domatesin, manavdaki patatesin fiyatını da etkileyecek. Çünkü üretimde, taşımada, depolamada kullanılan her şeyin enerji maliyeti var, o da direkt ürün fiyatlarına yansıyacak.
Vatandaşın Cebine ve Hayatına Etkisi Ne Olacak?
Vatandaşın derdi büyük. Kış kapıda mı diyeyim bahar mı diyeyim, evlerimizi ısıtmak zaten lüks olmuştu, şimdi hepten hayal olacak gibi. Bir öğrenci kardeşimiz dedi ki, “Zaten bursum faturalara anca yetiyordu, şimdi ne yapacağım ben?” Emeklinin, asgari ücretlinin, memurun cebinden daha da fazla para çıkacak. Bu durum, temel ihtiyaçlara ayırılan bütçeyi daha da daraltacak, alım gücünü dibe çekecek. İnsanlar artık ısınmayı mı düşünsün, karnını doyurmayı mı, çocuklarının eğitimini mi?
Sokaktaki yankısı ise net: Öfke ve çaresizlik. İnsanlar “yeter artık” demeye başladı. Gözlerdeki o bezginliği, umutsuzluğu görmek insanın içini acıtıyor. Devlet büyüklerimizden bu duruma bir çözüm bulmalarını, vatandaşı bu yükün altında ezdirmemelerini bekliyor herkes. Faturaların giderek artan yükü altında ezilen hane halkı ve küçük işletmeler için acil destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğu ortada. Aksi takdirde, bu zam fırtınası çok daha büyük sosyal yaralar açacak gibi duruyor. Sokakta nabız tutmaya devam edeceğiz, bakalım bu zammın faturası kime daha ağır çıkacak…






