Sivas’ta Mezarlıktaki Yön Karmaşasının Perde Arkası
Sivas’ın Şarkışla ilçesinde bulunan Yıldırım Mezarlığı, bugünlerde sessiz ama derinden büyüyen bir tartışmanın merkezinde yer alıyor. Kabir ziyaretine giden vatandaşlar, mezarların kıble yönlerindeki bariz farklılıkları fark edince ortaya çıkan bu tuhaf durum, sadece görsel bir uyumsuzluk değil, aynı zamanda ciddi bir ihmaller zincirini de işaret ediyor. Özellikle Garnizon Şehitliği’ndeki milimetrik nizam ile sivil mezarlıktaki dağınıklık arasındaki uçurum, akıllara ‘Bu işin denetimi kimde?’ sorusunu getiriyor.
Sıradan bir vatandaşın, en acılı gününde yakınının mezar yönünü kontrol etmesi ya da pusulayla ölçüm yapması beklenemez. Ancak görünen o ki, defin işlemlerinden sorumlu mekanizmaların bu hassasiyeti göz ardı etmesi, mezarlıkta geri dönüşü zor bir karmaşaya yol açmış durumda. Şehitlikteki kusursuz düzen, işin profesyonel ellerde nasıl olması gerektiğini kanıtlarken; sivil alandaki yön kaymaları, bölgedeki liyakat ve denetim sorununu bir kez daha gündeme taşıyor.
Uzman Görüşü: Domino Taşı Etkisiyle Gelen Yanlışlar
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Demir, durumun teknik ve insani boyutuna ışık tutuyor. Demir’in açıklamalarına göre, mezarlıklarda profesyonel mezar kazıcılarının bulunmaması bu hatanın ana kaynağı. Kulağa basit bir iş gibi gelen mezar kazma işlemi, aslında belirli bir teknik bilgi ve dikkat gerektiriyor.
Peki, bu hata nasıl bu kadar büyüdü? Prof. Dr. Demir, mezar kazıcıların pusula veya modern ölçüm cihazları kullanmak yerine, ‘göz kararı’ bir yöntem izlediklerini belirtiyor. Bir mezar yanlış bir açıyla kazıldığında, ondan sonra gelen mezarlar da bir öncekini referans aldığı için yanlışlık silsilesi bir domino taşı gibi tüm mezarlığa yayılıyor. Yani bir kişinin yaptığı hata, yıllar içinde yüzlerce insanın mezarının yanlış yöne bakmasına neden olan bir sistemsizlik doğuruyor.
Vatandaşın Huzuru ve Yerel Yönetimlerin Sorumluluğu
Bu durumun dini boyutu kadar toplumsal etkisi de oldukça ağır. İnançları gereği sevdiklerini kıbleye dönük şekilde defnetmek isteyen aileler, bu düzensizliği gördüklerinde derin bir huzursuzluk yaşıyor. Her ne kadar Prof. Dr. Halis Demir, kasıtlı olmayan bu tür yön sapmalarının dini bir vebal yaratmayacağını, ‘Hata ile olan şeyden sorumluluk kalkar’ prensibini hatırlatarak ifade etse de, bu açıklama vatandaşın vicdanını tam anlamıyla rahatlatmaya yetmiyor.
Asıl can alıcı nokta ise şu: Modern belediyecilik anlayışında mezarlık hizmetleri, sadece bir toprak kazma işlemi olarak görülemez. Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda, mezar yerlerinin GPS veya basit bir pusula yardımıyla belirlenmemesi, yerel yönetimlerin bu alandaki ihmalkarlığını gözler önüne seriyor. Mezarlıklar, bir toplumun geçmişine ve ölülerine duyduğu saygının en somut göstergesidir. Şarkışla’daki bu tablo, maalesef bu saygının kurumsallaşamadığını kanıtlıyor.
Gelecekte Benzer Hatalar Nasıl Önlenecek?
Şarkışla’daki bu manzara, Türkiye’nin pek çok yerindeki benzer mezarlıklar için bir uyarı niteliği taşıyor. ‘Usta-çırak’ ilişkisiyle veya ‘bir öncekine uydur’ mantığıyla yapılan işlerin sonu, ebedi istirahatgahların bile tartışma konusu olmasıyla sonuçlanıyor. Yetkililerin, mezarlık personeline yönelik profesyonel eğitimler vermesi ve her defin işleminde standart bir yön belirleme protokolü uygulaması artık bir zorunluluk haline geldi.
Şimdi gözler yerel makamlara çevrilmiş durumda. Mevcut hatalı mezarlar için bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı veya yeni defin alanlarında bu tür ‘amatör’ yaklaşımların önüne geçmek için hangi adımların atılacağı merakla bekleniyor. Mezarlıklardaki bu sessiz kriz, ciddiyetle ele alınmadığı sürece, vatandaşın huzursuzluğu ve kafasındaki soru işaretleri artarak devam edecektir.






