İstanbul’un Kumburgaz-Yenibosna hattında 2000 yılında bir minibüs yolculuğu sırasında tesadüfen yan yana oturan Yaşar Şılak ve Nuri Talat Övütmen’in hikayesi, modern zamanların en dikkat çekici bağlılık örneklerinden birine dönüştü. O dönem başlayan kısa sohbetin evlilikle taçlanmasının ardından, çift 2006 yılında yollarını ayırma kararı almıştı. Ancak bu ayrılık, birçok boşanma hikayesinin aksine bir kopuş değil, yıllarca sürecek bir dostluğun ve nihayetinde huzurevinde yeniden birleşen bir hayatın başlangıcı oldu.
Yalnızlığa Karşı Geliştirilen Sosyal Bağlar
Boşanmalarının ardından geçen 19 yıllık süreçte birbirlerinden tamamen kopmayan ikili, özellikle yaşlılık döneminde artan yalnızlık duygusuyla birlikte bağlarını daha da güçlendirdi. Yaşar Şılak’ın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Etiler Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne yerleşmesi, bu sürecin dönüm noktalarından biri oldu. Pandemi sonrası dönemde video konferanslar ve görüntülü görüşmelerle iletişimlerini artıran çift, yalnızlığın getirdiği ağır yükü birlikte omuzlamaya karar verdi. 2022’den itibaren sıklaşan görüşmeler, 16 Ekim 2025 tarihinde ikinci kez nikah masasına oturulmasıyla sonuçlandı. Bu durum, sosyal hizmet uzmanları tarafından ‘aktif yaşlanma’ ve ‘yaşlılıkta sosyal destek sistemlerinin önemi’ açısından sembolik bir başarı hikayesi olarak nitelendiriliyor.
Can Yoldaşlığı ve İkinci Baharın Ekonomi Politiği
Nuri Talat Övütmen’in eşinin yanına yerleşebilmek için evlilik teklifi etmesiyle başlayan süreç, huzurevi koridorlarında yeni bir hayatın kapısını araladı. Günlerini aynı odada sohbet ederek, televizyon izleyerek ve düzenlenen etkinliklere katılarak geçiren çift, yaşamın bu evresini ‘can yoldaşlığı’ olarak tanımlıyor. Özellikle ekonomik zorluklara ve yaşlılıkta tek başına hayata tutunmanın güçlüğüne değinen ikili, emekli maaşlarından yaptıkları birikimle balayına gitmeyi planlayarak hayata olan bağlılıklarını koruyorlar. Yaşar Şılak, genç çiftlere hitaben yaptığı değerlendirmelerde, eğitimin ve ekonomik bağımsızlığın önemine dikkat çekerken, aile bağlarının korunması ve sadakatin evliliğin temel taşı olduğunu vurguluyor.
Huzurevi ortamının sağladığı güvenli ve huzurlu iklimde geçmişin hatıralarını tazeleyen çift, evliliği sadece bir imza değil, yalnızlığa karşı bir sığınak olarak görüyor. Toplumda giderek artan yaşlı nüfusun sosyal izolasyonu sorununa karşı bir örnek teşkil eden bu birleşme, sevginin yaş sınırı tanımadığını ve doğru iletişimin en zorlu ayrılıklardan bile bir hayat arkadaşlığı çıkarabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Şılak ve Övütmen, şimdi deniz kenarında yapacakları bir haftalık tatilin hazırlıklarıyla ikinci baharlarının tadını çıkarıyor.






